Dersim Bayragi..
Sey Riza

Dersim jenosidini
Anma Gunu
Her Yil

12 Temmuz

baner

Dersim Lideri Seyit Riza Hakkinda Yazilar Ve Analizlir

Kaynak:Desmala Sure Dergisi Sayi 4 Yil 1992 ---ingiltere
Yazi Saniriz Seyfi Cengiz tarafindan hazirlanmistir

Seyit Riza

Dersim tarihi, direnmelerin tarihidir. Bu sayıisıiz direnmeler, "Dersim" terimine özgün anlamlar kazandıirmıişs. "Dersim" adıi, bağgıimsıizlıik özleminin, zulme ve sömürüye karşsıi muhalefetin, ardıi arkasıi kesilmeyen bir direnişsin sembolü olmuşstur.

Bir yerde mücadele varsa, orada öncüler, kahramanlar da vardıir. Her mücadele mutlaka kendi kahramanlarıinıi üretir. Bir tarih yasasıidıir bu.

Yüzyıillarca devam eden Dersim direnişsi de, tarihi kişsilikler, ulusal kahramanlar çıikarmıişstıir. Bunlar arasıinda ilk akla gelenler S.Rıiza ve Alişser'dir.

Bu yazıi, idam edilişsinin 55. yıildönümü nedeniyle S.Rıiza'nin yaşsamıinıi ve mü­cadelesini konu almaktadıir.

Başska uluslarıin mücadelesine, onlarıin kahramanlarıina (Mao, Enver Hoca vd.) toz kondurmayan, onlarıin eleşstirilmesine tahammülü dahi olmayan bir cins Der-simli vardıir ki, Dersim tarihi ve S.Rıiza hakkıinda iki kelime konuşsamaz. S.Rıiza'nin adıi geçtiğginde dudak büker. Kürdistan'ıin, Peru'nun, Etopya'nıin sorunlarıiyla ilgilenir, bildiriler dağgıitıir, toplantıilar ve yürüyüşsler düzenler, afişsleme yapar; fakat Dersim'i, Dersim'in sorunlarıinıi bilmez. Peru'daki Maocu "Parlayan Patika"nıin (The Shining Path) mücadelesi onu heyecanlandıirıir, ama Desmala Sure ve Dersim Kurtuluşs (Komünist) Hareketi'nin varlıiğgıi ve mü­cadelesi karşsıisıinda duyarsıizdıir. Böyleleri yaman devrimciler olduklarıinıi

düşsünebilir. Biz ise onlarıin şsahsıinda sömürge aydıinıinıin kuru, köksüz ve kim­liksiz tipik temsilcilerine tanıik olduğgumuzu düşsünüyoruz. Dersim'i Ke­malist olmakla suçlayanlarıin bir argümanıi da böylelerinin varlıiğgıi olmuşstur.

Başsa dönersek:

S.Rıiza'yıi ve Alişser'i, Türk sömürgeci­lerinin aşsağgıilıik jargonunda "sergerde" olarak adlandıirıilmıişs bu iki büyük insanıi tanıimak, onlarıin davasıinıi anlamak va açıiklamak, ülkemizin bugünkü kuşsaklarıi için kendisini tanıimak, kendi sorunlarıinıi kavramak demektir.

S.Rıiza Kimdir?

M.Nuri Dersimi'nin aktardıiğgıi bilgilere göre:

S.Rıiza, Dersim'in ŞSeyh Hasanan Aşsireti'nin Yukarıi Abbasan kabilesi reis­lerinden Seyit İIbrahim'in dördüncü ve en küçük oğgludur. Dersim'in Kaimen Sor ve Lirtik bölgelerinin Deri Ari Köyü'nü karargah edinen S.İIbrahim ölünce, aşsiretinin liderliğgini halef olarak tayin etmişs olduğgu S.Rıiza üstlenmişstir. Babasıinıin ölümünden sonra S.Rıiza, Lir­tik'ten ayrıilarak Tujik Dağgıi eteğgindeki "Ağgdat Köyü" ne yerleşsmişs.

Ağgdat Köyü, Hozat'ıin Sin Nahiyesi'ne bağglıidıir. Elazıiğg İIstiklal Mahkemesi C.Başssavcıisıi Hatemi ŞSahamoğglu, S.Rıiza'nıin bu köyde "Viyalıik" ve "Sesen Kale" olarak bilinen, ilki siyasi, ikincisi askeri iki karargahıi bulunduğgunu söylüyordu (Bk: "Belgelerle Dersim Ra­porlarıi").

M.Nuri, halkıin "Rıizo", MRayberlf ya da "Lace Baboyi" diye çağgıirdıiğgıi S. Rıiza'nin idam edildiğgi 1937 de 75 yaşsıinda olduğgunu yazmaktadıir (Bk: Kürdistan Tarihinde Dersim).

İIsterseniz S.Rıiza'yıi, amansıiz düşsmanıi fa­natik bir Kemalist'den dinleyelim.

Naşsit Hakkıi Uluğg, 1925 Haziran'ıinda yazdıiğgıi, fakat 1931'de yayıinlanan "Derebeyi ve Dersim" adlıi kitabıinda, "Dersimin kalbi" olan "Kıirmil mıin-tıikasıi"nda oturduğgunu belirttiğgi S.Rıiza için şsunlarıi söyler:

"Ben Seyit Rıiza'yi görmedim, fakat Der­sim'in kasabalıisıindan, bir Sivaslıidan, bir Eğgin'liden farkıi olmıiyan kasabalıisıin­dan...dinledim" (Bk: a.g.e., S: 50).

"Seyit Rıiza, Pizevank'ta türbesi, ama ufak bir kaleyi andıiran mazgallıi, siperli türbesinde yatan Seyit İIbrahim isminde birinin oğgludur, altmıişsbeşs yalarıinda, uzun boylu, mütenasip endamlıi, kıir sakallıi, siyah ve gümrah kaşslıi, cazibeli gözlü, büyük ve gagamsıi burunlu bir dağglıidıir. Başsıina giydiğgi külahıin üzerine yeşsil ve siyah karıişsıik sank sarar, ayağgıina şsalvar ve sıirtıina bir palto giyer, bu dinç heyet, Dersim'in en tipik adamıidıir. Allak, oynak, elastik, politik Seyidin, iç hayatıi bir

sıirdıir. Esrar içer derler ve fakat sıihhatine çok itina ettiğgi de müsellemdir."(a.g.e., S:43-44).

Aynıi yerde şsunlarıi da söyler yazar:

"Seyit Rıiza'nin siyasi fikri nedir, devlet nüfuz ve tesirinden azade olan Ağgdat muhiti neye gebedir? Bunlarıi katiyetle kestirmek kabil değgildir. Seyit Rıiza men­faati için herşseyi yapabilecek bir tiynette idi.

Meşsrutiyetten evvel (1908'den evvel; S.C.) Ermeni komiteleriyle de birlikte çalıişsmıişs, Taşsnaksiyon komitesine yazıilarak, onlarıin gayelerine andiçmişs derlerdi.

Üstelik milli mücadelenin başslarıinda Zara ve Ümraniye havalisinde karıişsıiklıiklar çıikaran aşsiret reislerinden Alişsan beyin kâtibi, akıil hocasıi olan Alişser ve Koçkiri aşsiretinden elini kana bulayan birçok katiller senelerdenberi Seyit Rıiza'ya iltica etmişsti. Alişser'i bir tesadüf mü, yoksa bir tertip mi Seyit Rıiza'ya kâtip yapmıişstıi, o da meçhuldür.

1925 ŞSubatıinda ŞSeyh Sait isyan ettiğgi vakit, Dersim ağgalarıi Cumhuriyete inkiyatlarıinıi teyide geldikleri vakit, Seyit Rıiza bunlarıin arasıinda yoktu. Filhakiyka o yerinden kıimıildamadıi, amma kendisinin şsayanıi iy-timat bir adam olmadıiğgıinıi ispat etti...

1925 Mayıisıinda Dersim'in merkezine kadar teftişs için giden Ordu müfettişsi, bu Dersimli ağgayıi Hozat'ta 'el öpmiye gelen­ler' arasıinda görmemişsti. Seyit Rıiza'nin adıi 'Cumhuriyet bendesi'ni ağgalar arasıinda kocaman bir istifham işsareti gibi dolaşsıiyordu." (S:49-50).

S.Rıiza'nıin Valiyi ziyarete gelmesinin Der­sim için, devlet için bir olay olduğgunu be­lirten yazar, şsöyle devam eder:

"Seyit Rıiza'nin dedeleri hiçbir hükümet saygıisıi bilmeden Sultan Hamit devrine kadar geldiler" (S:45).

"Seyit Rıiza, Karaballıi, Ferhat, Abbas, Kıir-gan ve Laçin uşsağgıi aşsiyretlerine Allah tarafıindan mıi, Peygamber tarafıindan mıi musallat edilmişs olduğgu bilinmiyen bir ihtirastıir" (S: 43-44).].

 

 

N.Uluğg, bir Kemalist idi, Dersim'e ve Der-simli'ye düşsmandıi. Düşsmanca bir kin beslediğgi S.Rıiza hakkıindaki yargıilarıinda objektif olmadıiğgıi açıik.

Gene de yukarıiya çıikardıiğgıimıiz satıirlar yazarıin düşsmanca duygularıindan ayıikla­narak değgerlendirildiğginde, S.Rıiza'run kişsiliğgi ve siyasi konumu üstüne açıik fikirler edinmek mümkün: S.Rıiza el-etek öpmeyen, boyun eğgmeyen onurlu bir Der­sim yurtseveridir; bilinçli, kararlıi, tutarlıi bir ulusal kurtuluşsçudur, Türk sömürge­ciliğginin uzlaşsmaz, satıin alıinamaz bir düşsmanıidıir.

Tamda bu nedenledir ki, Dersim davasıi uzun süre boyunca S.Rıiza'nıin adıi ile özdeşsleşsmişs, T.C devleti Dersim'e egemen olmak için S.Rıiza'nıin bir suikast yoluyla ortadan kaldıirıilmasıinıi acil bir tedbir olarak düşsünmüşs, birçok suikast girişsiminde bulunmuşstur. Sahan ve Alişser gibi büyük önderler bizzat devlet tarafıin­dan tertiplenen suikastler yoluyla imha edilmişslerdi. Kemalistler, Dersim hareke­tini ezmek için öncelikle bu hareketin sıinıirlıi sayıidaki en bilinçli ve en kararlıi ön­derini imha etmeyi planladıilar, bütün imkanlarıinıi ortaya koyarak bu planıi uyguladıilar da.

S.Rıiza, görüşsmeler yapmak üzere çağgrıildıiğgıi Erzincan'da tuzağga düşsürülüp tutuklandıi (5 Eylül 1937). Kimi kaynaklar S.Rıiza'nıin 13 Eylül'de tutuklandıiğgıinıi be­lirtiyor (Bk: Ulus, 13 Eylül 1937). Erzincan Hükümet konağgıindan tutuklu olarak çıikarıildıiğgıinda S.Rıiza, orada toplanmıişs olan kitle önünde Dersim dili ile "ŞSerefsiz ve Yalancıi Hükümet!11 ("Hukmato Zurekero Beşseref") diye haykıirmıişstıi. Bu sözler, Türk hükümetinin ve basıinıinıin id­dialarıinıin tersine S.Rıiza'nıin kendi isteğgiyle teslim olmadıiğgıinıi, hükümetin bir komplosuyla ele geçirildiğgini kanıitlıiyor.

S.Rıiza, 1937 yıilıinıin Ekim ve Kasıim ay­larıinda Elazıiğg'da 57-58 kadar arajcadaşsıi ile birlikte yargıilandıi. Yargıilamalar tamamen göstermelikti.

Peki, Seyid'in suçu neydi? Dersim halkıinıi isyana teşsvik etmek ve bu isyana fiilen katıilmak. Mahkeme böyle diyordu. Bütün büyük devrimciler tarih boyunca böyle suçlanmıişstıir. Onlarıin "Suçu" meşsru İIsyan hakkıinıi kullanmak olmuşstur.

15 Kasıim'daki son oturumda S.Rıiza da dahil 11 kişsi idama, 33 kişsi ağgıir hapis

cezalarıina çarptıirıilıir; 14 kişsi de beraat eder. İIdama mahkum edilenlerden dördünün cezasıi ileri yaşslarıindan dolayıi otuzar yıil hapis cezasıina çevrilir, geri kalan yedi kişsinin idam cezasıi ise aynıi gün (15 Kasıim 1937) infaz edilir. Yediler­den biri de S.Rıiza'dıir.

S.Rıiza, duruşsmalar sürecinde de, infazıin yapıildıiğgıi sıirada da en küçük bir yıilgıinlıik ya da pişsmanlıik göstermez. Tam tersine oldukça inançlıi ve cesur davranıir. Onun bu tutumu düşsmanlarıinıin bile saygıisıinıi kazanmıişstıir.

Kendi anıilarıinda İIhsan Sabri Çağglayangil, S.Rıiza'nıin infazdan hemen önceki ve infaz sıirasıindaki son anlarıinıi şsöyle anlatıir: "Son sözünü sorduk. 'Kıirk liram va saatim var. Oğgluma verirsiniz' dedi...Seyit Rıiza'yi meydana çıikardıik. Hava soğguktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıiza meydan insan doluymuşs gibi sessizliğge ve boşsluğga hitap etti: 'Ewlade Kerbelayme. 8e xetayme. Ayibo, zilmo, cinayeto!' dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşslıi adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. İIpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağgıi ile tekme vurdu infazıinıi yaptıi. Oğglu yaşsıinda bir subayıi öldürecek kadar katıi yürekli olan bir insanıin bu mukadder akıi­betine acıimak zor. Ama ihtiyarıin bu cesaretini takdir etmekten kendimi ala­madıim. Asabıim çok bozuldu. Emniyet Müdürüne 'Ben üşsüdüm otele gidiyorum' dedim".

Bu sözler S.Rıiza'nıin karekteri ve fikirleri konusunda çok şsey anlatıir. 1908-37 arasıindaki hemen bütün Dersim di­renişslerine önderlik etmişs olan o büyük devrimci, ölümü de büyük dava adamlarıina yaraşsıir bir biçimde karşsıilamıişstıi.

S.Rıiza'nıin büyük bir toprak ağgasıi olduğgu, bir derebeyi olduğgu kocaman bir yalandıir. S. Rıiza Ağgdat'lıiydıi. Ağgdat ve çevresinde ekime elverişsli toprak yoktu ki, toprak ağgalıiğgıi da olsundu. Derebeylik, Dis Dersim diyebileceğgimiz Dersim'in çevre kesimlerinde (Kemah, Arapkir,

Çemişsgezek, Pertek, Çarsancak, Pülümür ve Kiğgıi gibi) vardıi ve tüm derebeyleri T.C.'nin işsbirlikçisiydi. S.Rıiza'nıin önderlik ettiğgi Dersim direnişsi hem devlete hem de devletle işsbirliğgi yapan derebeylerine karşsıi yönelmişsti. Devletin Dersim'de derebey­likle savaşstıiğgıi iddialarıi safsatadan başska bir şsey değgildi. Tam tersine Kemalistler derebeylerini koruyor ve kolluyordu.

S.Rıiza'nıin öncülüğgündeki Dersim kur­tuluşs hareketi, derebeylerinin konaklarıinıi da başslarıina yıiktıiğgıi içindir ki, S.Rıiza "çapulcu", "sergerde" vs. diye suçlanıiyordu.

S.Rıiza'nıin varlıiğgıi ve adıi Dersim davasıi ile o denli özdeşsleşsmişsti ki, zamanıin T.C. Başsbakan'ıi İI.İInönü, S.Rıiza ve arkadaşslarıinıin idamıi dolayıisıiyla verdiğgi demeçte, "Dersim meselesini ortadan kaldıirdıik...Dersim müşskilesinden kur­tulduk11 diyordu (Aktaran M.Nuri Der­simi, Kürdistan Tarihinde Dersim, S: 306).

Tarih bu aceleci beyanlarıi tekzip etti. S.Rıiza'yıi yitiren ve bir soykıirıim geçiren Dersim, büyük kayıip verdi, çok kan kay­betti, ama Dersim ŞSuuru ve Dersim ruhu yok edilemedi. Ne Dersim sorunu çözülmüşs, ne de Dersim davasıi ortadan kaldıirıilmıişstıi. S.Rıiza'nıin taşsıidıiğgıi bayrak yarıim yüzyıillıik bir aradan sonra da olsa Desmala Sure ve Dersim Komünist Hareketi tarafıindan yükseltilecekti.

Dersim'in Seyid'i! Ey büyük önder! Sen rahat uyu..Dersim davasıi sahipsiz değgildir. Yarıim yüzyıildıir devam eden kirli ve kapkara devir mutlaka kapanacak, hesap mutlaka sorulacaktıir.

seyrizaDesmalasure02

 

SeyitRiza sosyalizmansiklopedisi02Kaynak :Sosyalizm Ansiklopedisi Cilt 6 sayfa 1912-13
SEYYİD RIZA (18627-1937)
Seyyid Rıza'nın yaşamı hakkında çok fazla birşey bilinmemekle birlikte, Dersim Ayaklanması hakkındaki tek kitabın yazarı olup kendisiyle uzun yıllar birlikte yaşamış olan Dr. Nuri Dersimi'nin verdiği bilgilere göre Dersim'de doğan Seyyid Rıza yörenin "en önemli ve en asil" aşiretlerinden birinin önderi durumundaki Seyyid İbrahim'in oğludur. Dersim'in Şii Kültlerinde "Seyyid" kelimesi Türkiye, İran ve Irak Kürtlerinin Şeyh kelimesiyle aynı anlamda kullanıldığından, aynı zamanda bir şeyh olan Seyyid İbrahim, Deri Ahri kasabasında hayatını sürdürürken, bölge halkı üzerinde bir "yol gösterici" olarak büyük nüfuz sahibiydi. Seyyid Rıza ailenin dördüncü ve en küçük oğluydu. Mehmet Ali Efendi adlı bir ulemadan dersler alarak büyüdü. Mehmet Ali Efendi hem bir dinî önderdi hem de bölge halkının ulusal bilincinin gelişmesine hatırı sayılır katkılarda bulunmuştu. Babasının ölümünden sonra Seyyid Rıza, babasının vasiyetine uygun olarak şeyhliği devraldı ve Tujik tepesi eteklerindeki Agdad kasabasına yerleşti. Nuri Dersimi'-ye (ayaklanma sırasında Baytar Nuri diye tanınan şahıs) göre, Seyyid Rıza neşeli, fedakar, çalışkan ve merhametli birisiydi. Seyyid Rıza'nın kasabası Agdad'a Kürdistan bayrağını çok daha önceden çekmiş olduğu halde, Hozat aşiretlerine güvenmediğinden Koçgiri ayaklanmasına aktif olarak katılmadı. Yalnız hükümetin verdiği sözleri tutmaması üzerine büyük bir silahlı grupla birlikte persim'e inerek, asilerin taleplerini destekleyen bir telgraf çekti. Baytar Nuri tutuklandığında da nüfuzunu kullanarak serbest bırakılmasını sağladı. 1921'den sonra Dersim'de Alişer Efendi ve Baytar Nuri'yi himayesi altına aldığı gibi, sözkonusu şahısların bütün Dersim aşiretlerini birleştirme yolundaki çabalarını da destekledi. 1925'deki Şeyh Sait İsyam'ndan sonra da binlerce mültecinin yardımına koşmuştu.

1926da Koçan aşiretine karşı girişilen operasyon sırasında Seyyid Rıza, diğer Dersim aşiretlerinin hükümet kuvvetlerinin safında yer almasını önlemeye çalıştı. Operasyondan sonra Genel Müfettiş İbrahim Tali'nin çağrısı üzerine Baytar Nuri ile birlikte Diyarbakır'a giden Seyyid Rıza'ya hükümetin Dersimlilerin silahlarını teslim etmeleri, karakol ve kışla yapımına karşı çıkmamaları ve Koçgiri ayaklanması sırasına onlara sığınan asileri geri vermeleri talepleri iletildi. İkinci bir görüşmede de, İbrahim Tali Dersim'de bir isyan hazırlığı olduğu anlamına gelebilecek hazırlıklar hakkında bilgiler içeren bir istihbarat raporu okuttu. Butun bunlardan Kurtlere karsi yeni bir operasyon duzenlenmekte oldugu sonusu cikaran

Seyyid Rıza, Ferhadan aşireti reisi Cemşit ağanın evinde bütün reisler arasında bir değerlendirme toplantısı düzenledi. Ancak bu tür toplantılara rağmen aşiretler arasında birlik sağlanamıyordu. Çok geçmeden, daha önce de devletle işbirliği yapmış, Birinci Meclis'e Dersim mebusu olarak gitmiş Meço Ağa, Seyyid Rıza'nın damadı, Aşağı Abasan aşiret reislerinden İbrahim Ağayı öldürttü. Aşiretler arası bu çatışmalar yüzünden Ağrı isyanı sırasında Dersim'in ayaklanmaya katkısı çok cılız oldu. 1936'da Türk Ordusunun Dersim yakınlarına yeni garnizonlar kurma kararı, Kürt aşiretlerinin günlerce süren yoğun toplantılarına neden oldu. Yörede askerî garnizon istemeyen aşiretlerin temsilcisi olarak, Seyyid Rıza bu kararın geri alınması için bu kez General Abdullah Alpdoğan'la Kürtlerin temsilcisi olarak görüştü. İlk görüşmede Alpdoğan'la anlaşamayan Seyyid Rıza, geri dönüp bunları tüm aşiret liderlerine anlattı. Ancak buna rağmen General Alpdoğan bir genelge yayınlayarak bütün Kürt aşiretlerinden 200 bin silah toplamalarını istemişti. Yeni garnizonlar yapımına başlanması üzerine bölge halkı bazı şantiyeleri basarak nöbetçilerin silahlarına el koydu. Seyyid Rıza, General Alpdoğan'dan genelgesini iptal etmesini ve halkının ulusal haklarını güvence altına alan yeni bir bölgesel yönetimin oluşturulmasını istedi. Hükümetin bu talebe cevabı bölgeye hemen çok sayıda askeri birlik göndermek oldu. Keşif uçuşu yapan uçakların eşliğinde başlatılan askeri operasyonlar kış bastırdığından kesildiyse de Dersim kuşatma altında tutulmaya devam etti. 1937 baharında karların erimesiyle yeniden başlayan askeri operasyonlar sırasında Seyyid Rıza'nın oğullarından Bra İbrahim arabuluculuk için gittiği Elazığ dönüşünde, İstihbarat şefi Binbaşı Şevket'in adamları tarafından öldürüldü. Bunun üzerine Türk yetkililere başvuran Seyyid Rıza oğlunu öldürenlerin kendisine teslim edilmesini istedi. Ancak bu talebi kabul edilmedi ve çatışmalar yeniden başladı. Eylül 1937'de Kürt kaynaklarına göre hükümet yetkilileriyle görüşmek üzere Erzincan'a giden Seyyid Rıza tutuklandı. Yeni Genel Müfettiş İzzettin Paşa kendisine Seyyid Rıza olup olmadığını sorduğunda "Ben Dersim'li Rızo'yum" dedi, "Dersim'de her meşe altında ve her dağ başında binlerce Rızo vardır. Şu halde siz hangi Seyyid Rıza'yı soruyorsunuz?" 14 gün süren mahkeme sonunda ölüme mahkum oldu. 18 Kasım 1937'de, aralarında oğlunun ve kardeşinin de bulunduğu toplam 11 kişi Elazığ'ın Buğday meydanında idam edildi. İdamdan sonre cenazeleri daragaclarindan indirilerek Elazig sokaklarinda halka teshir edildiktan sonar yakildi

 

Kaynak :Sosyalizm Ansiklopedisi

Cilt 6 sayfa 1912-13