|
İçindekiler
Başlangıç
Dersim hakkında coğrafî ve tarihî kısa bilgiler
I — Coğrafî bilgiler
II — Tarihî bilgiler
III — Dersim halkının yaşayış tarzı IV— Dersim isyanları
323 [1907] senesi Dersim isyanı
324 [1908] Dersim isyanı
325 senesi Dersim tedip hareketleri Büyük Harpte Dersim isyanı 332 [1916]
İstifade edilen eserler
Büyük Harpte Şark Cephesi Harekâtı
Genelkurmay Harp Tarihi Encümentndeki vesikalar
Van tarihi ve Kürtler
Derebeyi ve Dersim
Kamusulâlâm
Şahsî müşahedeler
Sahife No . î
3
3
4
6
6
7
9
24 35
Mareşal Fevzi Çakmak
Ebüzziya Matbaası Naşit Hakkı
Başlangıç
Osmanlı İmparatorluğu devrinde zaman zaman başgös teren ve bilhassa tevakkuf ve inhitat devirlerinde bulaşık bir şekil alan, türk . ulusunu yücelme ve yükselme yollarında asırlarca geri bırakan iç isyanlar ve bunların bastırılması için tatbik edilen sakat ve yanlış şekiller; bu imparatorluğun idare sistemindeki enerji noksanlığının ve imparatorluk bünyesindeki çürüklüğün açık bir misali olarak uzun seneler devam edip gitmiştir. Dış siyasada olduğu gibi iç siyasa ve idarede de takip edilen < İdarei maslahat. » usulü ; imparatorluk uzuvlarında karışık sebeplerle meydana gelen idari birçok yaraları yanlış tedavi yüzünden kangrene çevirmiş ve en nihayet içeriden çürüyen bu koca imparatorluk dış tesirlerin de inzimam eden yıkıcı darbelerile çöküp gitmiştir. İşte, « Dersim isyanları » da imparatorluğun kangren olmuş yaralarından birisi idi. Dersim isyanlarının mevzuuna girişmeden evvel bütün isyanları doğuran, körükliyen ve müzmin bir hale getiren sebeplerden ve kara kuvvetlerden kısaca ve özlü olarak bahsetmek uygun olur : a ) Fatihin ölümünden sonra başlıyan softalık ve taasup devirlerinin, her yeniliğe karşı dikilmiş olması ve yenilikler karşısında vaziyet ve menfaatleri muhtel olan unsurların din, şeriat perdesi altında ayaklanmış bulunması [Dinî tahrikler];
b ) Osmanlı İmparatorluğunun birbiri ardınca devamlı isyanlar ve ihtilâllerle zayıflatılıp kolayca parçalanmasını istihdaf eden yabancı devletler tarafından para, silâh dağıtmak, propaganda ve tahrikler yapmak suretile yer yer memlekette iğtişaşlar çıkartılması [Siyasî tahrikler]; c ) Derebeylik, ağalık ve -ınütegallibelikle yaşayan zümrelerin ; devletin kanun yolundaki icraatı karşısında kafatutması ve halkın cehalet ve taassubunu tahrikle ortaya atılması, [Mütegallibe tahrikleri]; d } Osmanlı İmparatorluğunu teşkil eden ayrı ırk, din ve mezhepteki tebeanm türk milleti aleyhine istiklâl ve imha gayelori yolunda yürümüş olmaları, [Ayrılık gayeleri];
a ) Çapulculuk ve yalnız şekavet gayeşile vücut bulan asayişsizliğin genişliyerek isyan şekline girişi ve siyasal teşekküllerin bunu fırsat bilmesi, devlet ve hükümet adamlarının bu tahrikler ve iğtişa.şlar karşısında zâf, müsamaha ve ihmal göstermiş olmaları, [Asayişsizlik]; f ) Devletçe kuvvetli, cezri ve temelli tedbirlerle isyanların daha evvelden önüne geçilmemiş veyahut kökü kesilmemiş bulunması, [İdarei maslahat siyasası];
~...*, ,,„-,,&..* ,..,._.,- *»&£*»> ^
__ 2 __
g ) Devletin lüzumlu lüzumsuz giriştiği mütemadi harplerde yalnız türk camiasının bol bol kanını ve servetini heba etmiş ve neticede acun san'at, medeniyet, ilim ve irfanda yükselmiş olduğu halde türk milletinin harplerden bu tekâmüle vakit bulamamış ve saltanat idareleri tarafından her şeyini kaybetmiş, hertürlü tahrike mütemayil ve gafil bir halde bırakılmış olması, [İdarî ihmaller].
İşte Osmanlı İmparatorluğunun son devirlerindeki isyanların tetkik gözile görünüşündeki manzara bunlardır .
Osmanlı hükümdarlarının mutlak idarelerine nihayot veren Meşrutiyet devrinde ise, yeni bir hayat ortaya koymak ve can çekişen imparatorluğa dünya ulusları arasında bir varlık vermek istenmesine rağmen yine aynı sebeplerden doğan isyanlar karşısında kalınmıştır.
Osmanlı meşrutiyeti zimamdarları hudutlar içerisindeki tebeasını ırk ve din ayırt etmeksizin aynı hukuka sahip kılmış iken vakit vakit türk olmıyan unsurların .silâhlı itaatsizliklerine mâni olamamışlardır.
Bundan başka ilk bakışta görülmek istenen teceddüt gayret ve hareketleri softa zihniyetlerinin, aıı'ane ve.muhafazakârlık telâkkilerinin esiri olmaktan ve gündelik muvakkat icraat mahiyetinden çıkamamıştır . .
31 — Mart — 325 şeriat ihtilâlinden başlıyarak dinî ve siyasal mahiyette ardı arası kesilmiyen isyanlar, Osmaiıb Devletini zajrıf ve takatsiz bırakmıştır. Kafi ve cür'etkâr tedbirlerle yok edilebilecek fitne ocakları ancak askeri tedbirlerle muvakkaten ortadan kaldırılıyor ve fakat bu askerî baskının kaldırılmasile yeniden başka bir zamanda yeni isyanlar türemiş bulunuyordu . Bunun içindir ki, saltanat devrinin isyanlarım zikrederken bu isyanların tedip icraatını ancak askerî yarım tedbirler halinde görüyoruz. İdarî ve kat'î ıslahat ve icraata maalesef tesadüf edemiyoruz.
Dersim hakkında coğrafi ve tarihi kısa bilgiler
Dersim isyanlarını izahtan evvel tarih ve coğrafya bakımından isyanlarda ve bunlara karşı yapılan tedip ve ıslah hareketlerinde mühim rol oynayan Dersimin coğrafyasından ve kısmen de bu havali hakkında tarih, milliyet ve yaşayışlarından kısaca bahsetmek faydalı olacaktır.
I
Coğrafî bilgiler
Şimalden Munzur dağlarile, doğudan Peri suyu ile, batıdan ve cenuptan Murat ve Fırat nehirlerile çerçevelenmiş oları Dersimin satıh mesahası takriben 6000 km. mıırabbama yakındır. Arazinin dörtte ikisine yakın bir kısmı dağlıktır . Ancak dörtte biri ziraafce elverişli ve geri kalan ki3mı da orman ve mer'adan ibarettir. Dağlık kısmın en yüksek yeri Munzur silsilesindeki 3250 metre yüksekliğindeki Munzur tepesidir. Dersim dağlarının cenup versanı kamilen meşe ve pelit ormanlarile örtülüdür. Bilhassa şimal versam gayet dik yamaçlardan mürekkeptir. Dağlarda şayanı hayret manzaralar vardır. Yüksek ve üzerleri karla örtülü sivri ve yalçın tepeler arasında büyük ormanlar ve dik vadilerin içine sıkışmış gölcükler İsviçrenin meşhur manzaralarına benzer. Munzur tepesinde yaz mevsiminde dahi karların erimediği ekseriyetle vakidir. Bu dağlardan çıkan Munzur çayı pek berrak ve yazın dahi soğuktur . Bu çaya atfedilen bazı hurafelere iman ve itikat eden Dersimliler Munzur çayını mukaddes bir varlık addederler. Dağlar arasmda ziraate elverişli arazi azdır. Derin vadiler isyan eden aşiretler için birer sığınak vazifesini görmüştür. Kutu ve Kalan vadileri bu meyanda zikredilebilir. Küçükovacık ovası ziraate elverişlidir. 2. teşrin ortalarına doğru Dersim dağlarına kar düşer. Nisana kadar hemen hertaraf karla örtülüdür. Mayısta meşeler büyümeğe başlar ve yaz mevsimi İS3 lâtif ve mutedil bir halde geçer . Dersimin nüfusu 60 000 kadardır . Halk kök itibarile Türkfcür. Fakat biraz aşağıdaki satırlarda izah edileceği gibi siyasal, tarihi ve idari bazı sebepler ve daha doğrusu hatalarla halkın hakiki
— 4 —
benliği asırlarca unutturulmuş ve bunlara (Kürt) tabirile başka bir mevcudiyet, başka bir milliyet ve manasız bir varlık atfedilmiştir.
II
Tarihî bilgiler [1]
Yukardaki satırların nihayetinde Dersimlilerin kök itibarile Türk oldukları söylenmişti. Bu hususu biraz incelemek gerektir;
Eski tarihler kurt adında esasen bir millet kaydetmiyor. A sur kitabelerinde kurt ismine tesadüf edilmiyor, binaenaleyh kurt kelimesi de bir millete delâlet etmiyor ...
İşte Avrupa ilim adamlarının hükmü budur [Almancadan tercüme edilmiş «Kürtler* adındaki kitaba müracaat].
Aşağıda söyleneceği veçhile esasen halk ta Kürt kelimesini millet manasına değil, dağlı vahşi manalarında kullanmaktadır.
Avrupa ilim adanılan kurt kelimesinin kökünü araştırmışlar ve bunlardan çoğu kurt kelimesinin ash Lohordo olduğunu kabul etmişlerdir. Bunlar: « Madamki, Lohordolar da Türk tür. Bunlar da Cengizin kullandığı Bey manasına gelen kurt kelimesini kullanmışlardır 5 diyorlar.
Doktor Seyiç ise kurt kelimesinin doğrudan doğruya Lohordo kelimesinden müştak olduğunu iddia etmektedir.
Birçok yerlerde halk kurt tabirini; cahil, dağlı, çapulcu manasına kullanır. Aşiret hayatını terkederek şehirlerde yerleşen ve ticaretle meşgul olmaya başlı yan birçok kimselerin daha evvel dağlarda birlikte aşiret hayatı sürdükleri arkadaşlarına Kürt! demeğe başladıkları ve hattâ hakaret ettikleri görülmüştür.
İngiliz lügatleri de kurt kelimesini eşkıya kelimesile müteradif olarak kaydetmektedirler.
Fırat ve Murat bavzal&nnda kurt demek kızılbaş demektir. Esasen bunların Kızılbaş Türkmen oldukları da malûmdur. Kürt denilen bu adamlar ailece türkçeyi Azerbaycan şivesile konuşurlar.
İşte Dersim havalisi halkı da kök itibarile Türktür . Bugün kurt dediğimiz halk, eski Hati Türkleriîe Orta Asyadan hicret eden tûrk muhacirlerden ve Osmanlılar idaresinde kendi kendilerine kurt adını veren sünnî ve kızılbaş Türklerden ibarettir. Ahlâk, seciye etnograf i k evsaf kamilen aynıdır.
Esasen Dersimliler de asıllarını şu suretle anlatmaktadırlar:
«Bundan 1200 sene kadar evvel Horasandan kalkan (Ahmet Yesevi), Malatya civarında bir yere gelmiş ve burada kendi adını verdiği bir köy kurmuştur . Bunun oğulları (Şeyh Hasan ve Seyit Ali aileleri) adını
[1] Bu kısımdaki tarihî bilgiler u Van Taribi ve Kürtler „ adlı eserdeu ve kısmen de Kaşit HakkiDin u Derebeyi ve Dersim „ adlı eserinden alınmıştır .
— 5 —
almışlar ve. Dersimin yüksek yaylalarına dağılmışlardır. Nesilleri çoğalarak Şeyh Hasanın Karabal, Abbas, Ferhat adında üç oğlu olmuş ve bunlardan da Karaballı, Abbas ve Ferhat uşakları ve Seyit Alinin de oğullarından Koç, Şamresik uşaktan türemiştir > .
Dersimlilerin anlattıkları bu maceralarda hurafeler karışmış olsa bile muhakkak olan bir şey varsa o da Dersimlilerin de Orta Asyadan akın eden t ürk kollarına mensup olduklarıdır,
Kürtçe diye konuşulan dil de bunu teyit eder. Esasen kürfc dilinin tarihi de malûm değildir. Kürtçe diye kullanılan ve konuşulan dildeki birçok kelimelerin aslı türkçedir. Mevzuumuz haricinde olduğu için bu hususta uzan izahlara girişmiyoruz . Berlinde neşredilen < Kürtler > adındaki eserde dil hakkında şu malûmat verilmektedir:
« Petersbıırg Akademisi tarafından' neşredilen Kürtçe - Kumca - Almanca lügat kitabında 8307 kelime vardır. Bunlardan 3080 kelimesi eski türkmen edbiyatına aittir» diyor. Binaenaleyh kürfcçe denilen dilde birçok türkçe kelimeler bulunduğu halde lehçe farkının, her lisanda olduğu gibi, mevcut bulunması tabiî görülmelidir.
Birçok Türklerin asırlarca kurt telâkki edilmesine muhit ve maişet tarzının tesiri olduğu gibi bunda daha başka sebep ve saikler de görülebilir:
1 — Birçok Türkler, kendilerini başka bir nam altında saklamıya mecbur oluyorlardı. Çünkü : bir zamanlar hükümet teşkilâtı derebeylik mecmuasından ibaretti. Arap ve kurt aşiretleri adını alanlar derebeyi addediliyordu ; Bir kısım Türkler de kurt veya arap okluklarını ileri sürerek derebeylik nüfuzunu kazanıyorlardı.
2 — Hamıcliye teşkilatı da birçok Türkleri menfaat için kort yapmaya saik olmuştur. Herhangi bir kurt aşiretine mensup olan biri 8: 10 sene gibi uzun bir'müddet askerlik sebebile ocağından ayrılmıyordu. Diğer müstesna muamelelerden sarfınazar yalnız bu fayda; cahil insanları — bilhassa milliyet duygusu olrnıyan bir zamanda — cezbetmeğe kâfi gelebiliyordu [t].
Hulâsa olarak söylenebilir ki: Dersim gibi ana yurdun güzel bir parçasında" yaşayan ve fakat osrnanlı ve islâm siyasasının çürük zihniyeti ve sakat idaresi yüzünden kurt tabirile hakiki benliği öldürülmeğe çalışılan bir kısım halkın; Doktor Friç, Doktoı; Seyc ve Hard gibi Avrupa ilim adamlarının da tetkik ve itilafları ile teyit olunduğu gibi türk köküne mensup oldukları bugün için de tarihî bir hakikattir.
[1] Osmanlı devrinde Rumelide îytip ve Köprülü tarafları halkı Türk oldukları halde pek yakınlarındaki Arnavutların vergiden muaf olduklarını görünce "Biz.ie arnavuduz „ demeye başlamışlardı; [Mareşal Fevzi Çakmağın hatıralarından J.
— 6 —
HI
Dersîm halkının yaşayış tarzı
Halk, aşiret halinde yaşardı. Aşiret reislerinin maddî ve manevi nüfuzları çok fazla idi. Halkın dinî hislerinden aşiret reisleri azamî istifade etmişler ve halk] yine hükümetle tehdit ederek kendi menfaatleri uğrunda çalıştırma yolunu da bulmuşlardı. Aşiret reislerinin istihbarat ve telkin vasıtaları çok esaslı idi. Halk, aşiret reisine sormadan bir işi yapamadığı için herhangi bir şahsın hükümetten haklı olarak vaki olacak tabiî bir isteğine aşiret reisi tavassut ederek bunu kanunun verdiği bir hak değil, aşiret reisinin bir lütfü olarak gösterirdi. İşte bu vasıtalarla hükümet nüfuzunu kendine mal etmeğe çalışan aşiret reisi, bilmukabele halk vasıtası!e de hükümet üzerinde nüfuz tesisine çalışır ve bu suretle hükümet ve halkı mütekabilen birbirine karşı kullanırlardı.
Aşiret reisi daima halkın hükümetle temasına mâni olmuştur. Bin türlü telkinlerle cahil halk hükümet dairelerinden uzaklaştırılmıştır. Netice itibarile hem halkın her şeyi bilmesine ve hakikati öğrenmesine mâni olunuyor ve hem de halk, hükümete karşı daima vahşi ve itaatsiz gösteriliyordu. İşte bu sebeplerledir ki, hiçbir şeyden haberi ol mı yan halk; aşiret reislerinin iğfalâtma kapılarak hususî maksatlar peşinde koşan birtakım vatansızların aleti olarak hükümetine isyan etmiş ve bu 3Tüzden kıymetli türk kanlan akmış ve ana vatan uzun seneler yükselme imkânlarım bulamamış ve hattâ bu yüzden haricî düşman istilâlarına, bile uğramıştır.
IV Dersîm isyanları
Osmanlı devrindeki Dersim isyanlarım iki kısım halinde tetkik ve izah edeceğiz :
1 — Büyük Harbe kadar olan isyanlar,
2 — Büyük Harpteki isyanlar.
Buna nazaran isyan vak'alarını ve tedip hareketlerini anlatabiliriz .
323 [1907] senesi Dersim isyanı
isyanın sebepleri:
Asırlardan beri aşiret hayatı yaşayan Dersim halkı, biraz da ziraate elverişli olmıyan memleketlerinin sebebiyet verdiği maişet zorluğu dolayısile zaman zaman ve ekseriyetle donların çözülüp dağların ve patikaların geçit vermeğe başladığı ilkbahar mevsimlerinde çete veya aşiret halinde civar kaza ve karyelerin muti ahalisine taarruz ve tasalluta başlar ve ele geçirdikleri zahire veya mevaşiyi zabıt ve müsadere ile savuşup giderlerdi. Eski devrin kötü idaresi bu }Tağmacıhklar karşısında şiddetle hareket ve halkın hukukunu siyanet edeceği yerde hemen daima idarei maslahat politikasına sapar ve fenalıklarının cezasız kaldığını gören mütecasirler de bu yüzden sunanı* ve şımardıkça da fenalıklarını arttırırlardı . Bunlardan 323 senesi ilkbaharında Kureyşan aşiretinden Ali çavuş nammdaki şeririn 2000 cahil insan ile Kığı köylerini basması ve Hozatm Koçuşağı, Şamuşağı ve Resik aşiretlerinin de Kemah ve Çemişgezek köylerine müteaddit akınlar yaparak ellerine geçirdikleri hayvan ve eşyaları gasp ile halkın ekinlerini yakmaları ve bazı katil hadiselerine de cür'et etmeleri bu.kabilden yapılmış müsellâh itaatsizlik hareketlerinden bulunuyordu .
Ahali bu şakilerin zulmünden kurtulmak için herşeyden vazgeçerek şehirlere ilticaya mecbur olmuşlar; dertlerini anlatmak için müracaat etmedik makam bırakmamışlardı.
323 İsyanının muvakkat tedibi [1] :
Bu hal karşısında askerî ve mülkî makamlarla Saray arasında devam eden uzun muhaberelerden sonra nihayet 323 senesi 1 . teşrininde Harput redif tugayı komutanı General Neşet komutasında Dersim havalisine serpilmiş olan 5 nizamiye taburuna iki top ilâvesile şekavette en ileri giden Koçuşağı, Şamuşağı ve Resik aşiretlerinin tecavüzlerinin men'i için bir hareket yapılmasına karar verildi.
27 — 1. Teşrin — 323 General Neşet Dersimdeki nizamiye kıt'ala-rından 1/44, 11/76 ve 1/75 taburları ile üç aşiret aleyhine harekete geçti ve hareketinin birinci, günü eşkıyanın merkezi olan Amutka köyünü ve civar tepeleri işgal etti. Hareketin devam ettiği diğer günlerde eşkıyaya Karaballı ve Ferhatuşağı aşiretleri de yardım için iltihak etmişlerse de tenkil hareketinin şiddeti karşısında eşkıya tutunamıyarak dağınık bir halde Hozatm garbinde Aliboğazı ve Tafar deresi iki tarafındaki sarp
[1J 1 Numaralı kr°-H ile 1 : 200,000 Dersim ve Ilarpnt paftalarından takip olunacaktır .
- 8 —
araziye ve buradaki mağaralara ilticaya mecbur kalmışlardı; arazinin arızalı olması ve bilhassa fazla kar yağışından geçit ve yollarında kapanması harekâtın devam ettirilmesine imkân vermemişti. Esasen maksat da hâsıl olmuş ve şekavette ileri gitmiş olan üç aşiret diğerlerinin ayaklanmasına meydan verilmeden dağıtılmış olduklarından harekâta nihayet verilmiş ve General Neşet de Dersim komutanlığı vazifesile
Hozatta bırakılmıştı.
323 senesi yapılmış olan bu tedip hareketi mevsim ve tabiatin zorlukları dolayısile esaslı bir şekilde bitirilmemişti. Bunu işiten Dersimin diğer aşiretleri bu hareketin intikamını almak için aralarında yeni bir ittifak vücude getirmek hevesine kapıldılar ve itaatsizlik * hareketi için kendilerine lâzım olan silâh ve cepaneyi Ermenilerin delâletile memleket haricinden tedarike kalkıştılar. Dersimlilerin 324 senesi baharında münferit karakol ve kışlalara hücum ve köyleri de yağma etmek suretile bağıyane hareketlere başlıyacakları askerî makamlarca haber alınmış ve keyfiyet tahkikatla da teeyyüt etmişti.
Dördüncü ordu komutanı Mareşal Zeki, hariçten silâh ve cepane tedariki suretile yardımlarını esirgemiyen Ermenilerin filen Dersimlilere iltihakları halinde, devletin harici tesirleri de haiz mühim bir vaziyet karşısında kalacağını ve bundan başka büyük ve sarp olan Dersim kıt'asının da bir ermeni fesat ocağı haline geleceğini ileri sürerek Dersim şekavetinin 324 senesi zarfında kökünden izalesi için Dersimde bulundurulan dört nizamiye taburundan, mevcutları az olan ikisinin takviyesini ve bunlara 2 nizamiye ve 12 redif taburile bir süvari alayı ve 3 batarya ilâvesile vücude getirilecek tedip kuvvetinin General Neşetin emir ve komutasına tevdiini Erkâmharbiyei Umıuniyeye teklif etmiş ve Erkâmharbiyei U mu mi y ece muvafık görülen bu mütalea iradesi alınmak ve işin mali cihetlerine müteallik hususat hakkında da Maliye Nezaretine tebligat yapılmak üzere makamı Saraskeriden Babı-
aliye yazılmıştı.
Dördüncü ordu komutanı, civariyet itibarile Tokat, Yenihan, Niksar, Zile, Harpııt, Arapkir, Tercan ve Palo taburlarının altışar yüz mevcutla silâh altına alınmalarını ve Karahisar redif tugayından olup Erzurumda silâh altında bulunan Karahisar, Hamidiye, Koçhisar ve Malatya redif taburlarının da bu maksada tahsis edilmelerini ve ayrıca bunlara iki nizamiye taburile bir nizamiye süvari veya bir hafif süvari alayının
iltihakını teklif ediyordu.
Dersim kuvvei tedibiyesinin teşkili için para temini, tedip hareketlerinin hariçte uyandıracağı siyasî tesir, tedip derece^' ve toplanması
— 9 — '
teklif edilen kuvvetin kâfi gelip gelmiyeceği gibi alâkadar makamlar aıasında nihayeti gelmiyen bir muhabere ve münakaşa kapısı açmıştı. 4 . ordu mareşali tenkil hareketinin kat?î olmasını istiyordu. Buna mukabil Elâziz valisi de bidayette aşiretlerin tecavüzlerine mâni olacak tedbirlerin alınması ile iktifa ve kat'ı zaruret halinde tedip hareketlerine girişilmesini istiyordu. Bu mübayin fikir ve kanaatler karşısında Babıali ve Dahiliye Nezareti kararsızlık içinde yaşıyorlardı .
Henüz hiçbir takviye kıt'ası ahmyan tedip kuvvetleri komutanı General Neşet ve Dersim mutasarrıfı, şimdiden Hozata hiç olmazsa iki nizamiye taburunun gönderilmesini ve Nazımiyedeki 1/76 den iki bölüğün tezelden takviyesini ordudan ısrarla istemişlerdi .
Bu muhabereler olurken vaziyet endişeli bir şekil almakta devam ediyordu. Muhtelif mevkilere ikame edilmiş olan karakolların zaman zaman eşkıya- tarafından tarassuduna başlanmıştı. Bu münasebetle en zayıf görünen Nazımiyedeki I/76*in iki bölüğü Malatya redif taburu ile takviye edildi.
324 [1908] Dersim isyanı
İsyanın sebepleri:
324 senesindeki Dersim isyanı; 323 senesindeki isyanın devamından başka bir şey olmadığından bunun için ayn bir sebep göstermiye de lüzum yoktur.
824 Dersim isyanı şu suretle başladı : Nisan oltalarına kadar filî tecavüz vuku bulmamıştı. Nisan ortalarında Koçuşnğı aşireti örı-ayak oldu ve etrafa tecavüze başladı. Bu ilk şekil ile isyan adi bir şekavet mahiyetinde görünmüştü. Bu sıralarda Plümnr aşiretlerinin de toplanmakta oldukları haber alındı. Hükümet bir şey yapamıyor ve 1 »ir türlü harekete geçemiyordu.
Mayıs iptidalarında Karabalh aşireti Kangozade Mehmet, Ferhat-uşağı reisi Diyabzade Süleyman ve Diyap Ağa Zeylozade Mustafa ve Alişirzade Keğo ve Çemşit i)e İdare Hüseyin ve Seyit nam reisler Kangozadenin evinde toplandılar ve üç gün devam eden bir müzakereden sonra hükümete isyana ittifakla karar verdiler ve sureti hareketlerini de kararlaştırdıktan sonra and içerek ayrıldılar.
lö — Mayıs — 324 tarihine kadar adi şekavet mahiyetinde devam eden bazı tecavüzler bu tarihten itibaren hükümete karşı silahlı itnat-sizlik mahiyetini aldı ve bu maksatla ilk olarak mayısın onuncu günü
j ^>ersim ve
{1] 2 ve 3 numaralı krokilerle
paftalarından takip olunacaktır.
— 10 —
Alişirzade Kego ve kardeşi ile yardımcıları Elâzizden Hozattaki askere erzak getirip avdet eden müteahhidin katırlarını Hozat ile Soğuksu arasında zaptetmekle beraber şimdiden sonra bugibi fenalıkları yapmaktan geri durmıyacaklannı hükümete haber vermeleri için sürücüleri serbest bıraktılar. Bunu Çemişgezekten Hozata gelen postanın çevrilmesi takip etti. Şakiler yine posta muhafız ve sürücülerini badema geçtiği takdirde postaya ve asker erzakına taarruz edeceklerini hükümete haber vermek üzere serbest bırakmışlardı.
Artık vak'alar ardı arası kesilmeksizin birbirini takip ediyor ve gittikçe şümul ve tesirini arttırıyoıdu. Bu vak'alar arasında Karabalh Aşireti Reisi Mehmet Ağanın oğlu Mehmet Ali ile biraderinin oğlu Halil ve elli kadar yardımcılarının Şuvakköy jandarma karakolunu basarak efradın silâh ve cepanelerini almaları ve 8 — Mayıs sabahı Ferhat uşağından Diyap ve Seyithan, Koçuşağından İdare Hüseyin ve Demiroğlu Hüseyin, Şamuşağındaa Akı, Resikuşakh Bekir oğullarının idaresi altında bu aşiretlerden 500 e yakın yardımcı ile Çemişgezeğin üç mahhallesine ait hayvan sürülerini zabıt ile ahaliden Bekir oğlu Ahmet Efendiyi yaralamaları ve Çemişgezekli İshakzade Numan Efendi ile altı arkadaşını esir almaları vaziyetin gittikçe fena bir şekle döküleceğine delâlet etmesi itibarile bilhassa mühimdi.
Vak'alar tevali ettiği halde henüz esaslı tedbirlere geçilememişti. Bu sebepten mevzii ve gayrikâfi tedbirlerle karşılanan şakiler tedip edilemiyor ve dolayısile cüretlerini arttırıyorlardı. Nitekim Çemişgezeği basan şakilere karşı ilk ve yarım tedbir şu oldu :
Çemişgezekte az miktarda mevcut olan asker ve jandarmaya bir kısım ahali de katılarak eşkıyanın takibine gidildi; fakat akşam saat ona kadar devam eden müsademe neticesinde mevaşi ve esirler alınamadığı gibi iki subay ile dört er yaralandı ve jandarmadan bir, ahaliden de iki kişi şehit oldu ve ayrıca on bir mavzer ve bir martin tüfeği ile bir yük cepane asilerin eline geçti. Kuvveti asilerden pek az olan müfreze bu teşebbüsü ile bir iş göremediği gibi bir miktar zayiat dahi vererek eşkıyanın takibi altında kasabaya dönmeğe mecbur oklu . Müfrezeyi takip eden eşkıya şehre, kışlaya ve hükümet konağına bir müddet ateş ettikten sonra Eğrek karyesine çekildiler ve birkaç gün sonra şehre hücum edeceklerini "bildirmek için esir etmiş oldukları ahaliyi serbest bıraktılar.
Asiler Çemişgezekten çekilirken Çemişgezek müfrezesinin parasını getirmekte olan bir çavuş ile üç eti yakalayıp getirmekte oldukları elli beş lira ile silâh ve cepanelerini almışlar ve elbiselerini de soyarak
— 11 — .
bunları da serbest bırakmışlardı. Bütün bu hâdiseler karşısında ne askerî ne de mülkî makamlar ciddî ve esaslı icraata girişebiliyorlardı. Tedip hareketlerinin mütevakkıf .bulunduğu kıt'alar bir sürü muhaberelere rağmen henüz silâh altına alınmadığı gibi işin malî ciheti de halledilememişti. Çemişgezek baskını bilhassa tevlit ettiği akıbetle büyük bir ehemmiyet kazanmasına rağmen buradaki müfrezenin Elâziz vilâyetinden gönderilen 25 jandarma eri ile takviyesinden başka bir şey yapılamamıştı . Birlik ve beraberlikle harekele geçmiş olan aşiretler hükümetin zâf ve aczini görerek Dersimin diğer aşiretlerini de ittihada davete karar verdiler ve bu maksatla adamlarım etrafa saldırdılar, bir taraf tan" da ilerisi için toplanma yeri olarak intihap eyledikleri mahallere erzak yığmağa koyuldular. Şakilerin jn'opagnuda faaliyeti hükümetin nazarı dikkatinden kaçmamıştı. Aşiretler arasında tebdili kıyafet ederek dolaşanlardan ve Koçuşağı reislerinden Pozau karyeîi Halil Ağa zade İsmailin jandarmalar tarafından tanınarak tutulduğu gibi toplanma yerlerine gönderilmiş olan erzaktan bir kısmı da hükümetçe elde edilerek müsadere edildi ve mutasarrıflıkça Dersime zahire ithali menediîdi. İsmailin yakalanıp hapsedilmesi, erzaklarile hayvanlarının zaptı, buğday ithalinin men'i- üzerine şakiler cür'et ve tecavüzlerini arttırarak aşiret reislerinden ve fesat ve şekavet elebaşılarından Kangozade Mehmet, Diyabzade Süleyman, Zebnuza.de Mustafa ve Alişirzade Çemşit ve Müminzade Mehmet ve Kego imzalarile Dersim mutasarrıfına gönderdikleri nota kılıklı bir mektupla, hükümetçe zaptolunan zahire ve hayvanların ve Ismailin bir haftaya kadar iade edilmediği takdirde aşiretleri tarafından yapılacak daha başka türlü fenalıklardan .mes'ul olmıyacak-larını bildirmek suretile hükûmti ve tedip kuvvetleri komutanlığını tehdide yeltendiler. Dersim kuvvei tenkiliyesini teşkil etmek üzere silâh altına alınmaları teklif edilen redif taburlarının emre amade bir hale getirilmesinin uzun bir zamana mütevakkıf olduğunu gören 4. ordu komutanı, şekavet vak'alar] devam ederken Hanikine gönderilmek üzere Diyarbekirde toplatılmış ve fakat bilâhare yerlerine redif taburları tahsis edilmiş olan altı nizamiye taburundan I Y/74 taburile mezkûr redif taburlarından silâh altına alınmış olanlardan Kelkit ve Gümüşane taburlarının miistacelen Dersime şevklerini Makamı Saraskeriye teklif etmiş ve Çemişgezek vak'asının başladığı İS — Mayıs günü bu taburların Dersime şevkleri iradeye iktiran eylemişti.
. 4. Ordu komutanı, redif taburlarının Çemişgezeğe, nizamiye taburlarının da Hozata hareketini emreyledi. Makamı Saraskeri Dersim kuvvetlerine inzimam eden bu taburlarla şekavetin izale ve asayişin iadesini
— 12 —
ve asker ve ahaliye ait esliha, cepane ve sairenin eşkıyadan istirdat edilerek yerli yerine iadesini istiyordu. Eşkıyanın tedip edilemediğini ve her yapılanın cezasız kaldığını gören Dersim halkı hükümet aleyhinde hemen kamilen silâha sarılmışlardı. Bundan sonra vak'alar birbirini takip etti. 19 — Mayıs — 324 günü 2,000 kadar asinin Kakbel müfrezesine yaptığı taarruz şayanı dikkat idi. Müfrezeye taarruz eden asiler iki saat devam eden bir müsademe neticesinde az kuvvetle müdafaa edilen müfreze binasını işgal ile askerden ikisini şehit etmişler yedisini de yaralamışlardı. Ayrıca dört gaip er de vardı, iki subay 25 er ve müfrezenin bütün esliha ve cepanesi asilerin eline geçmiş bulunuyordu. Aynı gün Ovacık hattını tamire çıkan telgraf müfettişi ile arkadaşları şakilerin tecavüzüne uğrıyarak soyulmuşlardı. Telgraf alet ve malzemesini gasbeden şakiler müfettiş ve arkadaşlarım ve ellerine geçirmiş oldukları müfrezenin 25 erini çırıl çıplak soyarak salıvermişler ve kafileyi teşkil eden bu zavallılar elim bir vaziyette Hozata gelmişlerdi. Aynı gün zarfında Diyap Ağa idaresindeki şakiler de Çemişgezeği tazyik ettiler, daha cenupta müteaddit çeteler Pertek ve civar köylerini ablukaya aldılar ve Dersimin en mühim geçidi olan Pertek sefinesi namın-daki mevkii tutarak Dersimin her taraftan muvasalasını ve telgraf muhaberesini kestiler. Muhaberesizlik tedip ve tenkil işlerinin tanzim ve idaresini işkâl ettiği için vaziyet müşkül bir safhaya intikal eylemiş bulunuyordu. Şekavet vak'alarmın alâkadar olan makamlara diğer vasıtalarla bildirilmesine mecburiyet hâsıl olmuştu. Bu da vaktin geçmesini ve alınacak tedbirlerin ekseriya vaziyetin tahavvül etmiş olan şekline uygun düşmemesini intaç ediyordu. Son hâdiselerden askerî ve mülkî makamlar zorlukla haberdar edilebilmişti.
4. Ordu komutanlığı, Çtemişgezek ve Hozata tahriki emredilen iki redif ve bir nizamiye taburu ile işin başarılamtyacağını anlamış ve Erzurum vak'ası dolayısile silâh altına alınıp henüz Erzurumda bulunan Karahisar redif tugayından Karahisar, Hamidiye ve Koçhişar taburlarının ve ayrıca Diyarbekirden alınacak diğer bir nizamiye taburunun süratle Dersime sevkedümelerini ve Dersime yakınlığı dolayısile Cibranlı aşiretinden teşekkül eden 36 hafif süvari alayının da silâh altına almamak bununda Dersime sevkmi Saraskerlik makamına teklif eylemişti.
95 _ Mayıstan itibaren Dersimle telgraf muharebesi kamilen kesilmiş ancak hususî adamlar vasıtasile alman rapor ve haberlerde 2,000 kadar asinin Ovacık mıntakastnda toplandıkları ve 27 — Mayısta Ovacık kışlasını kuşatarak müsademeye giriştikleri ve kışladaki askeri teslim olmağa icbar için sularını kestikleri ve Hozatın da ayrıca eşkıya tarafından tazyik edilmeğe başlandığı orduya haber verilmişti.
— 13 —
Vaziyetin tehlike ve ciddiyeti karşısında kalan ordu, artık istizana, lüzum görmiyerek Erzincanda bulunan VIII. nişancı taburu ile 1/26 in hayvanları olmadığından eratına tahammülleri msbetinde cepane verilerek iki topla birlikte Kemah üzerinden Ovacığa ve 11/25 nin de Erzu-rumda Tercan üzerinden Pl fi m ere gönderdi. Saraskerlik makamı ordunun hareket tarzını tasvip ederek diğer yerlerden iktisadı mümkün olan kvvvetlerin de derhal Dersime şevklerini 4. orduya bildirmekle beraber silâh altına alınması teklif edilmiş olan redif taburlarının silâh altına alınmalarına dair irade alındığını da tebliğ eyledi.
Orduca Ovacığa yola çıkarılan VIII. nişancı taburu ile 26. alayın I. taburu ve iki top 31 — Mayısta Ovacığa yetişerek muhasara çembe-. rini yardı ve burada bulunan 75. alayın I. taburunu kurtardı. 1 — Haziranda da Karahisar, Hamidiye ve Koçhişar redif taburları da Erzurum-dan Dersime hareket için emir almışlardı. Aradan epeyce zaman geçmiş olduğu halde takip hareketlerinin esaslı hir plân dahilinde cereyan ettiği görülmüyordu. Tenkil tedbirlerinin, hadiselerin vukuuna talik edilmesi, ekseriya bu tedbirlerin kâfi gelmemesini intaç ediyordu. Bu ise cahil olan şekavet erbabım hükümetin satvet ve nüfuzundan şüpheye düşürüyor ve dolayısile halk ta mutazarrır oluyordu. Hükümeti merkeziyenin; ordu komutanlığının muhik olan iş'ar ve tekliflerini vakayı* ve hâdisat teyit etmedikçe lâzım olduğu derecede nazarı ehemi-miyete almamasını hayretle karşılamamak mümkün değildi. Şimdiye kadar cür'et edilen vak'alar adi şakavet mahiyetini çoktan geçmiş ve şiddetle tedip edilmiyen şekıya tecavüzlerini hükümetin otoritesine kadar uzatmağa cesaret eylemişlerdi.
Vaziyetin bu suretle ehemmiyet kazanmış olmasına rağmen alınmış olan tedbirler de hiç denecek kadar azdı . Şimdiye kadar yapıldığı göze çarpan şey * Malatya redif taburunun Nazmiyeye, 25 jandarma erinin yardımcı bir kuvvet olmak üzere Elâzizden Çemişgezeğe ve iki nizamiye taburu ile iki topun Erzincandan Ovacığa gönderilmesinden ve iki redif taburunun Gümüşane ve Kelkitten Çemişgezek ve bir nizamiye, taburunun Erzurumdan Plümür ve ayrıca iki nizamiye-taburunun da Diyarbekirden Hozat istikametlerinde yola çıkarılmış olmalarından ibaretti. Erzurumdan Plümüre hareketleri emrolunan üç redif taburu para ve saire ihtiyaçlardan dolayı 16 — Hazirana kadar, vaktinde ciddi ve esaslı tedbirler alınamamak yüzünden bütün Dersim kıt'asım saran fesat ve şekavetin kökünden izalesi için bu kuvvet kâfi değildi. Silâh altına alınmaları neden sonra iradeye iktiran etmiş bulunan redif taburlarının da vürudünü beklemek zarureti karşısında bulunuluyordu. Bu
— 14 —
zamana kadar eldeki kuvvetle yapılacak herbir taarruz hareketinin, akamete uğraması ve binnetice bu kuvvetin de elden çıkması ihtimali vardı. Artık bu ihtimalleri gözönünde tutan esaslı bir tenkil plânının tezeklen tesbit ve tatbiki zarureti mutlak olarak başgöstermişti. Yazık ki, redif taburlarının seferberlik ihtiyaçlarının ve harekâtın mütevakkıf olduğu para ve vasıtaların tezeklen tedarik edilememesi harekâtın muntazam cereyanına tesir yapmış ve denebilir ki, Dersim isyanının binnetice pamuk ipliğine bağlanmasını mucip olmuştur.
Plümür cihetinden tedip hareketlerine tahsis edilen iki nizamiye ve üç redif taburunun bu iş için kâfi ğelmiyeceğini nazarı dikkate alan 4 . ordu komutanlığı Erzincan, Refahiye, Kığı redif taburlarının da silâh altına alınarak heyeti ıımıımiyesinin ordu açığında General Mehmet Sami komutasına verilmesini Saraskerlik makamına teklif eylemiş ve bu teklif derhal kabul olunarak emri de verilmiştir.
Diyarbekirden Hozata hareketleri emrolunan iki nizamiye taburu Yarbay Yusuf komutasında oldukları halde 2 — Haziran sabahı Pertek sefinesinden yürüyüşe geçmiş ve Hozata altı saat mesafedeki Cevizlik mevkiinde 700 kadar şakinin müteakip mukavemetlerini kırarak 3 — Haziran akşamı Hozata girmişlerdi. Bu hareket neticesinde (Elâziz — Hozat) yolu açılmış ve akabinde muhabere irtibatı da temin edilmiş ise de çete halinde hareketle civar köy ve kasabalara akınlar yapan ve hertürlü zulmü ve vahşeti yapmaktan çekinmiyen şakilerin sık sık tasallutlar ile yine muhabere kesilmekte idi.
Bu sıralarda Çeraişgezek, Hozat ve Ovacıkta da asilerle askerler arasında müsademeler devam ediyor ve fakat miktarı 10 000 kişiyi geçen asilere karşı muvaffakiyetli bir netice elde etmek mümkün olamıyordu. (Hozat — Ovacık) yolu ise hiç açılamamıştı. 15 — Haziranda Çemişgezek ile Hozat arasında asilere karşı elde edilmiş olan bu muvaffakiyet, reislerden Seyit Hanın da on kadar er ile maktul düşmesine rağmen, kat'î neticeli olamamış ve eşkıya Tafar deresindeki sarp ve arızalı yerlerde hazırladıkları kovuklarına çekilmişler ve takip
edilmişlerdi.
Şekavet, artık Dersimde büsbütün şiddet ve şümul kesbetmişti. Eldeki kuvvetle buna karşı esaslı tedbirler almak mümkün olamıyordu, Silâh altına davet edilen redif taburlarından büyük bir kısmı seferberliklerini henüz bitirmemişlerdi. Bitirenler bile iaşe ve nakliye işleri için lâzım olan paranın vilâyetleree teinin edilememesinden, mahallerinden yürüyüşe geçirilemiyorlardı. Bu sebeplerle temmuzun ilk günlerine kadar yeniden silâh altına alınmış olan redif taburlarından hiçbiri yürüyüşe
— 15 —
geçirilememiş ve yalnız silâh altında olup Erzurumda bulunan Karahisar livasına mensup Karahisar, Hamidiye ve Koçhisar taburları 1 — Haziranda emir aldıkları halde ancak ayın İG sıııda Plümüre hareket edebilmişlerdi. Binaenaleyh hükümet kuvvetlerine karşı müsellâhan vaki olan ilk tecavüzden 51 gün geçtiği halde redif kıt'alarmdaıı tedip kuvveti olarak Dersime seferberlikleri başka ihtiyaçlarla evvelden ikmal edilmiş olan bu üç taburla Gümüşane ve Kelkit taburlarından başka henüz bir kuvvet vâsıl olmamıştı. Bu sebepten şimdiye kadar yapılmış olan hareketlere umumi ve şümullü bir mahiyet vermek mümkün olamadı. Yer yer kazanılan ufak muvaffakiyetler de netice ve tesir itibarile maksadı tatmin etmiyorlardı.
2 — Temmuzdan itibaren redif kıt'aları tenkil mmtakasma muvasalata başlamışlardı. Dersime kuvvetin toplanması şimdiye kadar münferit hareketlerle gözleri yılmış olan eşkıya üzerinde büyük korku hisleri uyandırmış ve tedip hareketleri hertarafta esaslı bir şekil almadan bunlardan Abbas uşağı, Bahtiyar, Karaballı ve Ferhat aşiretleri reislerinin dehalet talebinde bulunmalarile ilk neticeler alınmağa başlanmıştı.
5 — Temmuzda Necami karyesine gönderilen Dersim jandarma tabur ağasile belediye reisi ve bir kâtipten mürekkep he}Tete ismi geçen aşiret reisleri; şekavete Elâziz valisiJe sabık Dersim mutasarrıfının sebebiyet verdiklerini ve şimdi ise arzu edildiği şekilde dehalete amade olduklarını ve diğer reis ve ağalarla da görüştükten sonra onları da birlikte dehalet ettireceklerini yeminle temin ettiler. Dehaletlerinin, tekmil silâhlarının hükümete teslimi ve şimdiye kadar asker ve ahaliden gasbettikleri silâh, cepane ve mevaşi ve eşyanın iadesi ve devlet tekliflerinin de muntazaman ifası şartile kabul edilebileceği bildirilmekle beraber keyfiyet bir de beyanname ile ilân olundu . Bunun üzerine Karaballı, Ferhat, Bahtiyar ve Abbas uşağı reisleri olan Kanoğzade Mehmet, Diyabzade Süleyman ve Yeli ve Zinozade Mici Ağalar şartlan kabul ve Hozata gelerek hükümete arzı inkıyat eylediler.
7 — Temmuz — 324 te tedip kuvvetleri iaşe, nakliye ve hattâ elbise ve teçhizatları noksan olarak Çemişgezek, Hozat, Ovacık ve Plümürde toplanmışlardı.
Bundan sonra 17 —Temmuza kadar olan zaman, toplanan taburların iaşe ve nakil ve hastalarının tertip tanzim ve ikmalile ve bazı aşiretler üzerine müteferrik hareketler icrasile geçiştirilmişti. Bu hareketlerin başhcalarmdan olarak Koçuşağı, Şamuşağı ve Resik aşiretleri üzerine yapılan hareketlerde Çemisgezeğin Üçbey karyesinden gasbettikleri
mevaşi ve ağnam istirdat olundu ise de Savak nahiyesinin Tetik karyesinden gasbettikleri 95 ester alınamadığı gibi ahaliden 1 maktul, askerden iki yaralı verilmiş 17 erde kaybolmuştu.
General Neş'et komutasında bulunan tadıp ve tenkil kıt'aları 17 — Temmuza kadar noksanlarım ikmalden sonra Ovacık, Plümiir, Çemişge-zek, Hozat ve Nazimiyede harekete hazır birhale gelmişlerdi. Tenkil kuvvetleri, verilen karar mucibince 17 — Temmuz sabahı dört koldan harekete geçtiler. Bunlardan: General Melımed Sami komutasındaki kuvvet, ilk günü. Plümür kazası içindeki asi köylerden Dairbey köyü ve civarındaki mühim tepeleri tutarak çok arızalı ve sarp arazide çetin muharebelerle eşkıyayı siperlendikleri mevkilerden atmış ve 20 — Temmuzda eşkıyalıklarile meşhur Cibranh asiretile birleşmiş olan şark Hasanlı aşiretinin, Daniziğin garp sırtlarında ileri karakollarımıza yaptıkları anî baskınları da, gece yarısına kadar devam eden muharebe ile, asilere büyük telefat verdirilerek tardedilmişti. Asilerin muvaffakıyetsizlikleri ve reislerinden bazılarının da öldürülmesi mukavemetlerini kırmış ve bu mm takada henüz isyana iştirak etmemiş olan aşiretlar dehalete başlamışlardı. Bundan sonra iki kolla tenkil hareketlerine devam edilerek ve Fariste mukavemet eden asiler de tardedüerek Aşkirik'e girilmiş ve Kozicanm son hududu olan mıntakada en son mukavemetlerle karşılaşılmıştı . Çemişgezek, Hozat ve Ovacık müfrezeleri de asilerle harp ede ede ilerlediler ve önlerindeki eşkıyayı püskürterek Bahkhan dağları eteklerinde birleştiler. Buradan sonra topluca hareketle Bahkhan dağının en yüksek ve arızah tepelerinde asilerin tuttukları mevzileri de çetin muharebeler vererek zabıt ve asileri de firara mecbur ettiler.
21 — Temmuz sabahı: Bu kuvvet üç kolla Bahkhan dağı karşısında, gayet arızalı, sarp, yolsuz ve ormanlık olan Sincak ve Boğır dağlarına ilerledi. Asiler tedip kuvvetleri karşısında mütemadiyen firar ediyorlardı . Takip harekatı devam ederken şekavete atılmış Koçuşağı, Şanı-uşağı ve Laçinuşağı ile Yukarı Abbasuşağı aşiretlerine ait köy ve mahsulleri de yakılıyordu . Takip bu suretle Monzur suyuna kadar ilerletilmiş ve asilerde bu suyun sarkma perişan bir şekilde atılmışlardı. 2S — Temmuzda Ferhatuşağı reislerinden Diyab Ağa ile Şahin dehalet ettikleri gibi Laçinuşağmdan Abbas Ağa da 9 mavzer getirerek ve telgraf alat ve edevatına müteallik gasbedüenleri iade edeceğini temin ederek dehalet etmiş diğer aşiret reisleri de dehaletlerinin kabulü için seyitleri vasıtasile haber göndermişlerdi .
Başlamış olan tedip haruketleri devanı ederken 28 — Temmuz günü Harbiye Nezareti ordu mareşahna verdiği emirde meşrutiyetin ilânı
— 17 —
âebebile memleketin her tarafında eşkıyalık durmuş olduğu halde Dersim gibi vatanîn bir parçasında kan dökülmek caiz olmıyacağından hükümeti mahalliye ile birleşilerek ' isti mana meyyal olan reisleri celp ve diğerlerine de haber gönderilerek bunlara da meşrutiyetin nimet ve adaletinden istifade eylemeleri lüzumunun anlatılmasını ve bu suretle kan dökülrnernesine ve fuzulî masraf edilmemesine çalışılmasını tebliğ etmişti ,
Şekavetin muslihane tedbirlerle izalesi mümkün değildi. Bu sebepten ikmali kuvvei kari be ye gelmiş olan temizleme hareketlerine devanı edildi ve 29 — Temmuzda Aşkirik civarındaki dağlara toplanmış olan asileri Plümür kolu bir kuşatma hareketile ve şiddetli muharebelerle sıkıştırmış ve imha edilemiyen bir kısım asiler Haydaranlı aşireti içlerine kaçmışlardı. Bunun üzerine Kızılkilise koluna [I/2ü] civar muti aşiretlerinden Krişanlı varili, Sekanlı, Kersanh aşiretlerile birlikte Haydaranlılara karşı bir nümayiş hareketi yaptırılarak bu hareketin arazi müsaade ettiği takdirde Plümüre kadar uzatılması da emredilmişti. Tenkil hareketlerinin muayyen ve muntazam bir plân dahilinde devam etmesine ve az zamanda memulun çok yukarısında neticeler vermesine rağmen arazinin sarplığından dolayı bazı şaki kümelerinin, kuşatma çemberinden kurtularak halka zarar vermekte devam etmesi Kemah, Çemişgezek, Eğin ahalisinin îstanbııla şikâyetini mucip olmuştu . Ahalinin şikâyette hakkı yok değildi, takiplerden nefsini kurtaran bazi şakilerle henüz tedip edilmiyen Arslan ve Maksutuşağı gibi bazı aşiretler tecavüzlerden ve çapulculuklardan geri kalmıyorlardı. Saraskerlik bu sebepten tedip kuvvetleri komutanı General Neşeti sıkıştırarak tedibin sürat ve şiddetli olmasını emir ve aksi takdirde kendisinin mes'ul edileceğini tebliğ ediyordu .
17 — Temmuzdan bugüne [ 29 — Temmuz tarihine] kadar devam etmiş olan takipler en hâd bir safhaya intikal eylemiş ve gerek tedip ve gerekse ıstiman sure ti le itaat altına alman aşiretler miktarı 17 ye baliğ olmuştu ; onlar da şunlardı: Bahtiyar, Kazan, Karaballı, Ferhatuşağı Abbas, Lâçin, Tatik, Koç, Şam, Versik, Yukarıabbas, Kalan, Arslan, Beyt, Maksutuşakları ve Mikav aşiretleri idi. Bu keyfiyet ve icraatın neticeleri, derecelerüe General Neşet tarafından cevabî bir rapor tarzında İstanbula Saraskerliğe tafsillerile bildirildi. Bu sırada dördüncü ordu mareşali değiştirilmiş ve yerine Birinci Ferik General Ahmet vekâleten getirilmişti. Bu zat vazifeye başlar başlamaz tedip komutanlığı ile Dersim mutasarrıflığından aldığı müşterek raporlarla bildirilen vaziyeti bir hulâsa halinde Harbiye Nezaret ir. e yazdı. 12 — Ağustos tarihli olan bu raporda :
Lihika 2
- 18 -
ü—Ağustosta Munzıır suyunun geçilerek Kandil ve Dojikbaba dağlarında bulunan.üç şaki aşiretinin dağıldığı ve bu dağlarda pek perişan bir hale gelen asilerin, mzj]» eşkıyndan olan. reisleri İdare ve Kasımoğlu ile, yer yer küme halinde dehalet ellikleri ve Kalp-aşiretinin de dehalet edenler arasında olduğu ve Kazan ve Bahtiyar aşiretleri haklarında tedibatın itimnmı için tedip kuvvetlerinin manialı arazi ve derin suları geçerek Sencık dağına nvdet eyledikleri ve halen mağsubatm istirdadı ile uğraşıldığı, İni meynnda Koçnşağı aşiretine mensup Timuroğlu. Hüseyin ile altı arkadaşından alman 9S sığırın Çemişkezek ahalisine tevzi edilmek üzere gönderildiği ve tedip hareketlerinin de birkaç güne kadar nihayet bulacağının memul olduğu bildirilmişti.
16 — Ağustos tarihli raporunda da Plümür kolu komutam, şekave-tile meşhur Keçiuşağı aşireti reislerinden Bako ile kardeşi Yusuf ve Pir Ahmedin ve Pançirli kar.yeîi Seyit Abbas ve avenesinin üzerlerine kuvvet sevkedilerek dehalete mecbur edildiklerini ve gasbetmiş oldukları silâhların istirdat ve bütün oşiretlerile köylerine avdet ettirildikleri ve henüz gelmiyen Haydaranh aşireti gibi sair aşiretlere de istiman etmeleri için mühlet verildiğini ve dehalet etmiş olan aşiretler köylerine iade edildikleri gibi devlet vergilerinin alınması hususları da emniyet altına alınmıştı . Plümür kolunda da bundan sonra görülecek iş bir iki güne münhasır kalmış gibi idi. Keyfiyet böylece tenkil komutanlığına rapor edildi.
General Neşet Sen çık dağında birkaç gün daha kaldıktan sonra ■yorgunluk, gıdasızlık ve kimsesizlikten düşkün ve bitgin bir bale gelen kıt'alanm ; biraz istirahat ettirmek ve müteakiben asayişin teminine muktazi harekâta başlamak üzere, < Ovacık, Hozat ve Çemişgezek > e " "kti. Bu har^L-P.t mm taka halkına tedip hareketlerine nihayet veril- ' -'liginden Eğin, Kemah ve Çemiş^~"~u ahalisi
..-ene-
â etme-
ir verildi *
«.arzı ve neticeleri
uu . 26 — Ağustosta
i-arini şu suretle tasvir
im aşairi asiyesinin kısmen
- tö -
tedip ve tenkil kısmen arzı istiman ve dehalete icbar edildiği ve böylelikle kapanmış bulunan yol ve geçitlerin açılarak mağsubatın bir kısmının istirdat edildiği ve bütün Dersim aşiretleri içerisinde Kizilkili.se [Nazimiye] tarafında sakin Haydaranlı aşiretinden başka itaate gelmemiş aşiret kalmadığı, maamafih atiyen buralarda şekavetin esasından ve sureti kat'iyyede men'i ve asayişin, istikran, ciheti hükümetten yapılacak ıslahat ve hüsnü idareye mütevakkıf bulunduğu, vezaifi askeriyenin ise bitmek üzere olup Ovacık, Hozat, Çemişge/.ek taraflarına çekilen taburların bu geri yürüyüşlerinin ricatı tazanuuun etmeyip bilâkis ifayı vazifeyi müteakip bitap ve perişan kalmış olan efradın iadei kuvvet ve intizamı için buralara avdet etmiş I »ulundu klan ve tedibine lüzum görülen Haydaranh aşireti üzerine 8 taburluk kuvvetli bir müfrezenin sevkı ve itaat ve inkıyadı meşkûk kalmış olan Kalan-deresi aşiretlerine de bir daha satveti askeriye gösterilmesi sure tile tedibata nihayet verilmesi icap ettiği, şikâyette bulunan kaza ve köyler halkının ise şikâyetleri yerinde olmayıp bunların evvelden gözlerinin korkmuş olmasından fırsattan istifade ile şakilere karşı beslemiş oldukları intikam hislerine mağlûp olarak şikâyette bulundukları bununlaberaber Dersim ıslahatı hakkında Bal>alice bir karar ittihazı ve bunun da zaman geçirmeden tatbikine geçilmesi tâzımgeldıği> zikrolunııyordu .
Bu iş'ara rağmen Harbiye Nezareti tenkil hareketleri ve neticelerinden memnun değildi. 30 — Ağustos tarihile L ordu komutanlığına yazdığı bir telgraf ile Dersime büyük kuvvetler sevkedilmiş olmasına rağmen şakilerin tedip edilemediğini ve şekavetin elyevtn devamının da dikkati calip bulunduğunu ve kış mevsiminin hululünden evvel şekavetin ortadan kaldırılması ve asayişin takriri için ne yapılmak lâzım -geleceği hakkında mahallinde tetkikler yapmak ve esbabına salâhiyeti vasia ile tevessül etmek üzere Dersim ve civarının ahvaline vâkıf ve evvelce rütbei askeriyesi refeclilmişken rütbesi iade olunan General Ali ile Şurayı'Devlet azasından Mııstafanm serian Dersime hareket ettirildikleri bildirilmiş ve tenkil hareketlerinde mavaffakıyetsizliği görülen General Neşete vekâleti emredilmiş olan General Mehmedin de General Alinin vusulünde emir ve komutayı ona terk ve tevdi eylemesi emir ve tebliğ kılınmıştı.
Bu sıralarda 4. ordu komutanlık vekâletinde bulunan General Ahmet kaldırıldı ve yerine Mareşal Abdullah getirildi. Mareşal Abdullah tenkil komutanlığı vekâletinin General Mehmet; uhdesine verilmesini sarp ve manialı arazide muhtelif istikametler üzerinde harekete mecbur olan kolların bir emir ve komuta ile sevk ve idaresinin mümkün olmaması
— 20 —
dolayısile münasip görmemiş ve General Alinin vürudüne kadar General Neşetin komufanhkta ipkasını nezarete teklif eylemişti.
Esaslı bir tenkil hareketi yapılmamış olmasından şekavet izale edilemediği gibi hareketlere mecburî bir sükûn arız olmasından da bilhassa henüz tenkil edilmemiş otan Arslanuşağı ve Maksutuşağı gibi aşiretler tecavüzl |