Dersim Bayragi..
Sey Riza

Dersim jenosidini
Anma Gunu
Her Yil

12 Temmuz

baner

Kocgiri Halk HareketiKaynak:Kocgiri Halk Kareketi 1919-1921
ilk baski 1975 4. baski 1992 Komal yayinlari istanbul
Hazirliyanlar: Komal veya Rizgari


Dersim`in kuzey-batı parçasını oluşturan Kocgiri turklerin osmanli imparatorlugunun yerine “cumhuriyeti” kurmalarinin arifesinde Kocgiri Dersim asiretleri ankaradan resmen muhtariyet-otonomi istediler.
Turklerin cevabi hizli ve kanli oldu merkez ordusunu ve ozel kuvvetleri Kocgiriye yolladilar ve Dersimlilerin bu otonomi istemleri kanla bastirildi Kocgiri de ki turk uygulamalari aslinda Dersim 1938 de turklerin merkez Dersimde gerceklestirecekleri kapsamli jenosid-soykirimin da habercisiydi.
Kocgiri hareketinin olsumu ve istemleri Dersim acisindan tarihi olarak son derece onemlidir, cunki istemler zamanina gore oldukca ileri ve politikti.
“Kocgiri Halk Hareketi” adindaki calisma ilk defa rizgari tarafindan 1975 yilinda yayinlanmis. Dersim calismalari icin onemli olan bazi bolumleri 4.baski 1992 yil baskisindan alindi.
Kitap aslinda Nuri Dersimi’nin calismalarinin bir ozetidir her ne kadar bazi ekler icinde olsada belirleyici N.Dersimi’nin calismalaridir.
Kitapda Dersimin tarih bayunca tam otonom-bagimsiz ve ozunde Kocgiride turklerden istenen bu tam otonominin devamidir, gunumuzde bile Kurdistanci calismalarda bunu gormemezlikten gelinmesi dusundurucudur.
Dersimi, Kurdistanla mesgul olan orgutler ve kisilerin aceba turkleri tekrar edip onlar gibi dusunmek zorundalar mi? Dilimize lehce ve Dersimin tarihi mirasini ve onun tarih icindeki gelisimini gormemezlikten gelmek ve turklerin seviyesine dusmek Kurdistanci partilerin ve sahsiyetlerin vizyonsuzlugu ve belki Dersim acisindan turkler gibi dusunmeleri hatta bazan turklerden daha geri bir duruma dusmeleri dusundurucudur.
Iste bu yaklasimi sig sloganci soylemleri bir tarafa birakirsak “Kocgiri Halk Hareketi” adli yapitta da kolay gormekteyiz.
Onlar, yani calismayi hazirliyanlar Dersimin tarihi yapisini ve tarih icindeki yerini maalesef gorememisler veya gormek istememislerdir onlar Kocgiri Asiretlerinin son derece ileri ve bagimsizlikci istemlerini “politik” bir ranta cevirme yolunu secmislerdir, isin ilginc yani sudur ki Kurdistanci ogrutler ve kisiler turkleri ve kemalizmi red ederken ozunde savunduklari bir tur Kurt (sunni kurmanc) kemalizmi dir,  bu dusunce retorigine kisaca
“Sunni Kurmanc Kemalizmi” demekteyiz.
Dersimi tanimayan onun tarih icindeki yerini anlamiyan ve gelecek zamanda ona hak ettigi yeri vermiyen dusunceler her zaman turklerin dusuncesinin yedeginde yer alacaktir en azindan Dersim acisindan bu boyledir.

www.dersim.biz

 

turkler Direniscilerin Mezarlarini bile tahammul edemiylrar

turkler Direniscilerin Mezarlarini bile tahammul edemiylrar2
Kocgiriden Insan Portreleri
Kocgiri Hareketinin yer aldigi bolge haritasi

KOÇGİRİ HALK HAREKETİ 1919-1921

 

 

(1) "...1919 senesi içinde teşebbüsat-ı milliyerniz aleyhine başlayan dahili isyanlar süratle memleketin her tarafına sirayet etti, (...) Ümraniye, Refahiye, Zara, Hafık(...) havalisinde alevlenen suriş (kargaşalık ) ateşleri bütün memleketi yakıyor, hıyanet, cehalet, kin ve taassup dumanları bütün vatan semasını kesif karanlıklar içinde bırakıyor" Nutuk, Kemal Atatürk/S.442, C2/Türk Devrim Tarihi Enstitüsü Yayınlan,

"..1921 senesi bidayetinde de Koçgiri aşiret rüesasmdan Haydar Bey, İstanbul'da Seyit Abdülkadir'den aldığı talimat üzerine Alışan ve akrabasından Naki, Alişer vesaire ile hareketi isyaniyeye başlamışlardı. Nutuk/a.g.e.s.629

Aslında Koçgiri olayının 1918'lerden itibaren oluşmaya başladığını kabul etmek gerekir. Alişer'in "Jepin" isimli gazeteyi çıkarması bu yıllara dayanıyor. M Jepin" gazetesi hakkında herhangi bir bilgimiz yok. Ancak Rahmi Apak'm notlarda adı geçen kitabında, söz konusu gazetenin Kürt'ler arasında şiddetli bir propagandayı sürdürdüğü iddia ediliyor.

38

I.

I. Dünya Savaşı, toplumların bünyelerinde gerek sosyal ve gerekse siyasal olarak büyük dalgalanmalar ve değişmeler yarattı. Feodal ünitelerin hızla parçalanarak burjuvazinin öncülüğünde milli devletler haline dönüşmeleri bu dalgalanmaların ve değişmelerin kaçınılmaz sonuçlarından biridir.

Bu dönemde burjuva milliyetçiliği, feodal ünitelerde derin izler bırakmaktadır.

39^

II.

Osmanlı İmparatorluğu çok geniş bir toprak parçası üzerinde gerek sosyal ve ekonomik statü ve gerekse milli özellikleri bakımından birbirlerinden kesin olarak ayrılıklar gösteren halklardan oluşmaktadır. Bütün dünyayı sarsan, sallayan dalgalanmalar pek tabii -imparatorluğun denetim^ gücünün de büyük ölçüde zayıf olması nedeniyle- bu halkları da sarsacak, sallayacaktı. Bunun sonucu olarak her ne kadar "bağımsız milli devlet" esprisi ile, halklar, yeni sınırlar içine, milli üniteler halinde yerleşmişlerse de, temelinde, dünya üzerinde hükümran büyük devletlerin irade ve çıkar sınırları,. y,eni kurulan devletleri etki alanları içinde tutarlar.

Bundan ötürü, halkların bizzat talep sahibi olarak, iradeleri ile gerçekleştirdikleri "yeni dünyalarında" günümüze kadar yerleşip oturan bir düzene sahip olmalarına karşılık, emperyalist müdahaleler ve sömürgeci devletlerin çıkarları gözönünde tutularak çizilen sınırlar içinde yer alan devletlerde, sürekli bir kargaşalık ve istikrarsızlık süregelmektedir. Denilebilir ki, I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında- diyalektik bir sürecin sonucu olmakla beraber- bağımsız üniteler halinde kurulan devletlerin oluşmasında sömürgeci devletlerin, ve emperyalistlerin iradesi ve icazeti birinci derecede rol oynamıştır.

Bu kargaşalık içinde Jeo-politik durumûları itibariyle hassas stratejik bölgelerde yer alan bir kısım halkların milli nitelik taşıyan talepleri emperyalist-sömürgeci devletlerin çıkarlarına ters düştüğü için çeşitli hilelerle, tuzaklarla bu halklar ebedi bir köleliğe mahkum edilmişlerdir.

III.

Bilindiği gibi Ermeniler, İmparatorluk bünyesi içinde ileri bir şehir ekonomisine sahiptirler. Genel anlamı ile ticaret burjuvazisinin (tüccarların) oluşumu, beraberinde milliyetçi gerilimleri de taşımaktadır. Bu nedenle, (klasik millet tanımı içinde) Ermeniler, feodal bağımlılıklardan arınma imkan-

40

larına kısmen ulaşmışlardır.

Ermeni milliyetçiliğinin gün ışığına çıktığı yıllar, Osmanlı İmparatorluğumun parçalandığı . yıllardır. Jön-Türk utopyacılığının, İttihatçı paşaların ırkçı-milliyetçiliği ile uzlaşma noktalarına vardığı yıllardır. Buna rağmen ırkçı ideolojinin (her ne kadar 1908flerden itibaren merkezi otoritenin resmi goruşü olarak benimsenmişse de) henüz boyutları belirlenmemiştir. Bir yanı Osmanlı, bir yanı Türk olan milli-yf *Eın Pdak noktasını hilafet kurumunun birleştirici öaesi olan Müslüman halkların kardeşliği" teşkil etmektedir.

Bu espri çerçevesinde, imparatorluğun bünyesi içinde bağımsız yada federe bir Kürdistan kurulması olumlu karşılanmaktadır. Sevr anlaşmasının da bu duruma zemin hazırladığı söylenebilir.(2) Ote yandan Amerika Cumhurbaşkanı Wilsonfun 14 maddede topladığı prensiplere göre imparatorluğun doğusunda, Kızılırmak'tan itibaren Kafkaslara kadar uzanan topraklar üzerinde bir "Ermenistan Cumhuriyeti kurulması öngörülmektedir. Bu durum Ermenilerle Kürtleri karşı karşıya getirmektedir. Özellikle sünni Kürt aşiretlerinden oluşturulan ve padişahın otoritesine din öqesi ile bağlı bulunan "Hamidiye Alayları"Dünya Savaşının ve parçalanan feodal değerlerin yerini alan milliyetçi akımlardan ya hıçbırşey anlamamakta ya da oldukça yabancı kalmaktadırlar. Yabancının giremediği Dersim ve havalisinde ise milli değerler geniş ölçüde berraklaşmıştır

IV.

a ı l9\7Pl]m Ihtilali'nin (Bolşevik) sonucu olarak Rus orduları doğudan çekilmiş ve Ermeni hareketleri de büyük

Si ,bj*SîınIrT?f!r- Ancak' Kürtlere, İmparatorluğun vermiş olduğu sözler unutulmuştur. Bu durum Kürt aşiretleri arasında kaynaşmalara yol açmaktadır, özellikle Dersim'de

(2) Osmanlı İmparatorluğunu, Emperyalist-sömürgeci devletler arasında 2ffiîSi^Vr M?TP u° Aâu*tosl920 yılında imzalanmıştır. Bu konuda ^          9  bUtÛn kİlapla/dan "V «*""*■ Konumuzla^

41

 

gerilim ve kargaşa bir ayaklanmaya dönüşebilecek durum-

3 Dersim aşiretlerinin bu durumu üzerineyetkin[ bj kişUiği olan ve aşiretlerin saygı duyduğu Miralay Cıbranlı Halıt Bey Ovacık'a gönderilir.

Cıbranh Halit Bey'in komutasındaki askerler hiçbir direnme ile karşılaşmadan Ovacık'a girerler. Dersım'üenn Cıbranh Halit Bey'e karşı olan saygılarından oturu herhangi bir o"aym ç.kmamas, üst yöneticileri kuşkulandırmış in Ancak Halit Bey'in etkinliğinden yararlanılarak Ovacıkta vereî bir organ (şimdiki kaymakamlık gibi) kurulmas, gerçekfeşir Bu organın kuruluşu bitince Halit Bey ger, çekılır.

Yukanda sözünü ettiğimiz milliyetçi akımlar.rvbir halası olarak İstanbul'da bulunan Kürtler de bazı milliyetçi örgütler Sndf Spîamrlar. «Kürt Teali Cemiyeti" bunlardan bırı-dir.(3)

b) Trabzon, Van. Bitlis ve Erzurumu'u  içine alarak Kafkaslara kadar uzanan bölgede bir Ermenistan Cumhuriyeti kurulmak istemyordu. (Madde, 88-93)

2 Bu durum ErmenilerMe Kürtler'i birbirine kırd.rmak amacın, taşımasının ah oldular. Ve diplomatik alanda bunu sonuna kadar kulland.lar.

tÜ^îX* -- etrSek ve sonuç olarak burjuvazinin egemenliği H-kesfölerinde in?a edilen resmi görüşlere hizmet etmek olur.

42

Mondros MütrakesFnden sonra istanbul'da kurulmuştur. (4)

(Mondros Silah Bırakışması -30 Ekim 1918-Ki bu bırakışmadan sonra İmparatorluk, ordularını dağıtma kararını kabul etmiş ve halklar kaderlari île başbaşa bırakılmıştır.)

(4) Tank Zafer Tunaya'nın, Türkiye'de Siyasi Partiler isimli kitabında Kürt Teali Cemiyetf hakkında bazı bilgiler verilmektedir. Buna göre:

"1908'de kurulan ' Kürt Teavün Cemiyeti' Kanuni Esasi'ye ve Osmanlılık idealine bağlanmış bir hayır cemiyeti" idi.

" Fakat mütareke de kurulan 'Kürdîstan Teali Cemiyeti1 ise Kürtleri ayrı bir kavim addederek, Osmanlı Devleti'nin cançekişme yıllarında, Wilson Prensiple-ri'nden faydalanmak isteyen infiratçı, milliyetçi ve yüzde yüz siyasi gaye takip etmiş bir cemiyettir."

Bu isabetli bir değerlendirmedir. Metin içinde de belirtildiği gibi, Mondros Mütarekesi'nden sonra imparatorluğun bünyesinde bulunan milletlerin, miili mücadeleyi amaç edinen örgütler etrafında toplanmaları olağandır.

Konumuzla ilgili olarak şu "söylenebilir: Koçgiri hareketinin oluşmasında bu cemiyetin etkinliği büyüktür. Ancak daha sonra gerek içinde olan bölünmeler ve gerekse üyelerinin bir kısmının yurt dışına gitmesi, bir kısmının da savaş nedeniyle irtibatının kesilmesinden ötürü yönlendirme ve yönetme açısından hemen hemen hiçbir katkısı olmamıştır.

Tarık Zafer Tunaya, cemiyetin mensupları hakkında günün dergilerini, örgütün yayınlarını tarayarak bazı isimler tesbit ediyor. Araştırmalarımız sonucu Kürt Teali Cemiyeti'nin ilk genel kurul toplantısından sonra yönetim kuruluna aşağıda isimleri yazılı üyelerin seçildiklerini tesbit ettik;

Birinci Reis: Şemdinan'lı Seyit übeydullah Efendi'nin oğlu Seyit Abdülkadir,

Reis Vekili: Emin Ali Bedirhan,

Reis Vekili: Ferik Fuat Paşa,

umumi Kâtip: Ferik Hamdi Paşa,

Muhasebeci: Seyit Abdullah

Aza: Mehmet Ali Bedirhan,

Aza: Şüleymaniye'li Mehmet Emin Bey,

Aza: Hoca Ali Efendi,

Aza: Arvaslı Sefık,

Aza: Babanzade Şükrü (Tercüman Gazetesi Başyazarı),

Aza: Babanzade Fuat,

Aza: Fetullah Efendi, (tüccar),

Aza: Mehmet Şükrü Sekban.

Hevî örgütüne mensup gençlerin çabasıyla 1918 yılında Diyarbakır'da kurulan ve halk arasında "Kürt Kulübü" adı ile anılan Kürt Teali Cemiyeti ise ilk genel kurulunda başkanlığa Cemil Paşazade Kazım'ı ikinci başkanlığa Dr. Cevdet Bey'i muhasipliğe Cerciszade Kerim'i seçmiştir.

Ömer, Fikri ve Ekrem beyler ise üye olarak yönetim kuruluna girmişlerdir.

43

i

Bu cemiyetin kurucuları: Molla Sait (daha sonra Bediüzzaman Said-i Nursî), Mikisli Hamza, Motkili Halil Ha-yairdtr. (5)

Milli duygular henüz biçimlenmemekle beraber İstanbul'un çok gerilimli ortamında cemiyet, kısa sürede yaygınlaşır ve ilk genel kurulunda başkanlığma;übeydullah Efendi'nin oğlu Seyit Abdülkadir getirilir. (Seyit Abdülkadir aynı zamanda Şûrayı Devlet -şimdiki Danıştay-Reisi'dir).^ Aynı yönetim kurulunda; Tercüman Gazetesinden Baban-

1000 kadar üyesi bulunan Diyarbakır Kürt Kulübü içinde Dr. Fuat. Bave Tujo adıyla anılan Avukat Muhammet Ahdi, Hoca Hamdı gibi tanınmış isimler vardır. Hoca Hamdı daha sonra müşavirlik görevine getirilmiştir. Kürt Kulubü'nün ilk yöneticileri ise, Ekrem Cemil Paşa'nın başkanlığında Cercişzade Kerim, Çerhizade Fikri, Ganizade Reşat, Cemil Paşa ve Ömer Bey'lerden oluşmuştur. (Kaynak: Zinar Silopi, Doza Kürdistan).

(5) Halil Hayali, Bitlis'e bağlı Mutki ilçesinin Modan AşiretYıden olup, uzman bir dil bilimcidir. Diyarbakır'ın Çermik ilçesi Zaza'larından Tevfık Efendi'nin oğlu Ziya (daha sonra Ziya Gökalp) ile beraber Kûrtçenin grameri, söz dizini ve sözlüğü üzerinde çalışmalar yapmıştır.

Ziya Gökalp, o zaman ilerici fikirlerinden ötürü okuldan atnıp Diyarbakır'a dönmek zorunda kalınca, bu çalışma taslaklarını da beraberinde götürmüştür. 1908 yılında Jön- Türklerin Selanik'te toplanan kurultayına Diyarbakıt Murahhası olarak gelen Gökalp, artık öğrencilik döneminde sahip olduğu ve savunduğu fikirleri reddetmiş ve günün moda akımı olan Turancılığın ideologu olmayı üstlenmiştir.

Halil Hayali, Gökalp'ın beraberinde götürdüğü çalışma taslaklarını artık kendisine bir yararı olmadığı gerekçesiyle geri ister. Oysa, Gökalp bunları yakmıştır. Bu çalışmalardan günümüze, Gökalp'in "Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler"! (Bkz. Komal Yayınlan, Ank. 1977) ile, bir-iki makalesi kalmıştır. Halil Hayali, İstanbul'da öldü. 

Bediüzzaman Said-i Nursi "İki Mektebi Musibetin Şahadetnamesi" isimli broşüründe Halil Hayali'yi şöyle tanıtıyor:

"İşte hamiyet-İ millinin bir misalini size takdim ediyorum ki, o da Halil Hayali Efendi'dir. Hamiyet-i millinin her şubesinde olduğu gibi bu şubeyi lisan meydanından keseb-i sebek-i ihraz eylemiş ve lisanımızın esası olan Elifba ve Sarf u Nahvin'i vücuda getirmiş, hatta diyebilirim ki hamiyet ve gayret ve fedakârlık ve himayet-i züefa imtizaç ederek vücud-u manevisini teşkil etmiştir. Hakikat, Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine rastgeldiğinden, bizim istikbalimizi onun gibi ümidinden birçok cevahir ışıklandırmaktadır." . "işte bu zat şayanı iktidar bir numune-i hamiyet göstermiş, tekamüle ihtiyacı olan lisanımıza dair bir temel atmış... O'nun eserine gitmeyi ve temeli üzerine buna etmeyi ehl-i hamiyete tavsiye ederim."

44

zade Şükrü Bey ve Profesör Dr. Mehmet Şükrü Sekban bulg-nuyorlardı.

c ?{&!} h,ukukilemler'nin bitmesinden sonra başkan Seyit Abdulkadir, Emin Ali Bedirhan, Said-i Nursi ve Mehmet Şukru Sekban. İstanbul'daki Amerikan, Fransız ve ingiliz ko-mıserlıklennı ziyaret ederek örgütün amacı hakkında görüşmeler yaparlar.

Said-Î Nursî ile Amerikan komiseri arasında öz olarak su konuşma geçer: "Said-Î Nursî Kürdistan'ın dış dünya ile irtibatının sağlanabilmesi için bir denizle kıyısı olması aerektiai düşüncesindedir. Amerikan komiseri, Wilson prensiplerine ffi!5,ı, kUT mömkPn olamayacağını, zira, Kürdistan'ın buyuk bir kısmını içine alan bir "Ermenistan Cumhuriyeti" kurulacağını bildirir. Said-Î Nursî 'nin cevabı ilginçtir:

k«r/rKtÜSaieJprJa.hillfde bulunsayd' dritnotlannızla bu kararı tatbik edebilirdiniz. Ama Kürdistan dağlarına sizin drit-notlarınız çıkamaz." (6)

(6) Zikreden; Zinar Silopi/Doza Kürdistan, s.54.

45

KOÇGİRİ'YÎ HAZIRLAYAN OLAYLAR

VI

Kürt Teali Cemiyeti başkanı Seyit Abdûlkadir yukarıda da belirtildiği gibi aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu Şûrayı Devlet Reisifdir (Danıştay).

istanbul gazeteleri "Seyit Abdülkadir ya Şûrayı Devlet riyasetinden çekilsin ya da Kürdistanfın istiklâlini istemekten vazgeçsin", çerçevesinde yazılar yazmaktadırlar. İstanbul gazetelerine göre hem Şûrayı Devletfte hem de Kürdistanfın istiklâlini amaçlayan bir örgütte başkan olarak bulunmak birbiriyle uyuşmamaktadır.

Seyit Abdülkadir düzenlediği bir basın toplantısı ile (bu, basma verilen bir haber de olabilir.)

"Kürtlerin istiklâl istemediklerini ancak imparatorluğa bağlı muhtar bir idare talebinde%bulunduklarını ve kendisinin de bu düşünceyi benimsediğini" bildirir.(7) ^—.-

Seyit Abdülkadirfin bu beyanatı, Kürt Teali Cemiyeti içinde çatlamalara yol açar. Seyit Abdülkadirfin düşüncesini paylaşmayan  bir  grup  Teali  Cemtyeti"nden  ayrılarak

(7) "Yapılan genel bîr toplantıda gençler, Kürdistan'ın istiklâline karar verilmesini ve Kürdistan'da bir tek ecnebi kuvvet kalmamasını istediler.

Meclis reisi Seyit Abdülkadir, bu isteğe muhalefet ediyor, Türklerin şu düşkün zamanında onlara darbe indirmekliğimizin Kürtlük şiarına yakışmadığını ileri sürüyor, şimdilik Türklere yardım etmekliğimiz lüzumunda ısrar ediyordu. Reis Abdüikadir, gençleri kandırmak için, Türklerin esasen Kürdistan kurmak isteğini kabul etmiş olduklarını ve Osmanlı Padişahı'na bağlı bir Kürt idaresi tesisine rıza gösterdiklerini bildiriyor ve Türkler bu vaatlerinden nükûl eyledikleri(vazgeçtikleri) takdirde, Kürt milletinin bazı kuvvetiyle hakkını almaya muktedir olduğunu beyanla milli gururumuzu okşamayı da ihmal etmiyordu."

Nuri Dersimi/Kûrdlstan Tarihinde Dersim, s.. 120-121, Ani Matbaası Tttel Cad, Halep, Q52

"Seyit Abdülkadir daha sonra bağımsız bir Kürt devleti kurma suçu ile yargılanarak Diyarbakır'da asılacaktır.(1925)"

46

s

fŞatı Içtimaiyye" adı altında bir örgüt kurarlar. Emin Alı Bedırnan, Babanzade Şükrü, Doktor Abdullah Cevdet ve tkrern Cemil Paşa'nın da içinde bulunduğu 12 kişilik bir yönetim kurulu oluşturulur, istanbul'un işgal altında bulunması nedeniyle bu tip siyasi organizasyonların işgal kuvvetlerine bildirim yapmaları gereklidir. Bu bildirim yapılır ve Hevı çilerin yayın organı Jin (Hayat), örgütün resmi organı olarak yayına devam eder. (8)

Seyit  Abdûlkadir,   ayrıca gençlerin Kürdistan'a gide-

*

 imParatorIul< bünyesinde başgösteren Jön dİğCT ha'klann da mİ1» 6*r ««■"

Araplar: Müstedi-ül Edebi;

Arnavutlar Başkim,

Kürtler de : Hevi (Umut) isimli örgütler etrafında birleştiler.

Bu örgütler istanbul'da öğrenciler arasında rağbet gören millici kuruluşlardı.

J--2 y'!ln^a kumldu- HSvi'nin ilk ideol°3u v« «eşli savunucusu Şükrü Sn'd,r  ŞU      * Y  ^ yÜZ ^ dÜŞerek İnkârcl ola"' Dr' Mele"

MIN1''!1 Postahane karş.s.nda tuttuklar, ilk büronun gider r. Sekban tarafından karşılanmakta idi. Hevi'nin ilk sorumlu sekreteri Ömer Cemil Paşa'dır

 Roji Kurd resmen kapatılınca Hetawe Kurd isimli dergiyi çıkardılar

 

 ** ÛZTne (1?14) HĞVİ yöneticileri "Hizmet-i

konulur— ^f; Bu n^enle yayın hayatı bir süre durdu. Savaş süresince S■*le"n,!. ^zenh olarak yapan Hevi'ciler, gerekli mali imkânı S^yH Abdulkadır'ın de yardımıyla Istanburdaki Kürt amelelerden sağhyorterdı        *

H6vı'nın daha sonra çıkardığı Jfn isimli dergi ise, Kürt Teali Cemiyetimden

47

teşkilatlar kurulmasını ister, rolünü oynadığınıiddia eder. (9)

 

sa

yeri olan Bekirağa Bölüğüne alınıyordu                    £    l davasımn

(9) "Şurası dikkate m™â**l'A^ J^%2£> Ermenistan Federasyonu-halüiçin müşterek bir hudut ^^^^^^^^ ettiği prensip de SSffîffi^                  mahiyetinde bir Kürt Muhtan-

yet fikrini müdafaa etmiş oluyordu                                  q|

Seyit Abdülkadir'ın ortaya surmuş-oHuflu bu faJP*?     sürdükleri

Türk diplomatlarının darda kaldıkları f ^. 9^ym^L arz^miyordu. Şu

S bir Tüfk (Osmanlı) ajanı rolünü oynamış oluyordu. /9) Dr. Vet M.Nurl Dersimi/ a.g.e. S. 12İ

48

Kürt Teali Cemiyeti, gençlerin teşkilatlan geliştirmesi amacıyla İstanbul'da görevli bir DersimTı binbaşının "Der-sim-Sivas-Koçgirin bölgesine,veteriner Dr. Nuri (metinde bundan böyle Baytar Nuri olarak geçecek)nin de "Zara-Divriği-Kangal" bölgesine gönderilmesine karar verir. Binbaşının tayin istemi "Harbiye Nezareti" tarafından kabul edilmez. Baytar Nuri ise görevli olarak İstanbul'dan ayrılır. (İlk Teşrin 1918) Baytar Nuri'yi Koçgiri Harekatm'da ikinci dereceden bir komutan olarak göreceğiz,.(io)

VII.

1918 yılının sonları yaklaşırken millici Kürt teşkilatlanmaları, Mustafa Paşa'nın oğlu Alişan, Dersimli Alişer ve Baytar Nuri'nin yönetimlerinde (Zara-Divriği-Hafik-Kangal ve Dersim içlerinde) yoğun bir çalışma içindedir.

Aynı yıllar Osmanlı İmparatorluğumun can çekişme yıllarıdır. Osmanlı paşaları gruplar oluşturarak bu dar boğazdan çıkmanın yollarını aramaktadırlar. Bu arayışın odak noktası Mustafa Kemal Paşa'nın etrafında oluşmaktadır. Mustafa Kemal henüz Türk milliyetçiliğinin bünyesini oluşturacak Kemalist ilkeleri idealize etmemiştir. Fakat,. İmparatorluğu oluşturan teb'ayı iyi tanımaktadır ve "müstevli" ye karşı birleştirici öğenin "Hilafet Kurumu" olduğunu ve "Müslüman Halkların Kardeşliği" şiarının günün geçerli tek şiarı olduğunu iyi bilmektedir. Bu şiar, savaş boyunca ve savaştan sonra da sonuna kadar kullanılmıştır. Şu

(10) Ne var ki, bu durum her ne kadar Kürt Teali Cemiyeti ile Koçgiri Hareketinin somut ilişkisini belgelendiriyorsa da, Kürt Teali Cemiyeti tarafından organize edildiği tezini doğrulamaz. Öte yandan, Koçgiri mücadelesinin liderleri, Seyit Abdülkadir'in görüşlerini paylaşmadıkları gibi, olay da Kürt Teali Cemiyeti'nin Osmanlı yandaşı olan prensiplerine ters düşerek gelişmiştir.

49

kadar ki bir kısım-Heyet-i Temsiliye- liderleri, Meclis-i Mebu-san in istanbul'da toplanmasında direndikleri gibi "Meclis i S"        Abdölmecit'in hal^'^ atanmasın, da

 'Û?.ûnŞa Or^u Müfettişi ve Fahri Yaveri Hazret-i Sf İIeistanbui;dan ^n Mustafa Kemal ?ara-- -"SamSuna Seçer. Erzurum Kongresi'nin şci ogesı "gavurun elinde tutsak zavallı halifenin" kurtarılması ve "Anasır-ı Islâmiye" nin ortakİığV ortak mucade esidir. Sosyolojik birifade ile açıklamakgeVek?i

^r2-e h6r-ne ladar milU Plânda cerevan edecekse de çe ışkının   ağır  basan   yönü,   Hıristiyan/Müslüman çalışmasıdır.  Erzurum  Kongresinden  Mustafa  Kemal'e JJurtler adına da yetki vermiştir. (Özellikle sünni Kürtfert ^9?'^8^ böI9ele™de yaygınlaşan milli nSik, ^UFUm  Kon9resinden  yetki  alan  Mustafa -, d.u§m?ktedir,Once hilafet kurumu bu çalışmayı yönetenleri ilgilendirmemektedir. Osmanlıların bütün bir tarih boyunca Kurdİstan üzerinde sürdürdükleri zulüm poîitikas^ n bir sonucu olarak, İmparatorluğun durumu da bu millici

ES f i,mha?1Z ?tm_emektedir- Çünkü, İmparatorluğun tavr son tahlilde bir sömürgeci  devlet tavrıdır ve iktidar vantuz ^r. Kurdıstan ı sonuna kadar emmişlerdir. Mondros Silah B.rak.şmas.'n.n sonucu, Kürtler de diğer halklar gibi lerm ınsaf.na terkedildiklerini bilmektedirler. BuS b.r n.tel.k kazanarak örgütlenmeyi sağlamaktadır.

1918-19 yıllan içinde Koçgiri'nin, Osmanlıya kafa tut-'TJ?35 °fuk lsîanbul U9runa- başıbozuk^sTanbuI'dan

 (0  İi

50

VIII.

şmeye Alişan BeyS MuîtaS

unublrde"^^                        da,

görüşmek istediğini »söyler. ağZ'ndan dilemek, bu nedenle Alişan Bey:

 

alınarak çalıştığm.'sdyler

 talimat

51

oysa Erzurum Kongresi'nde Kürtlerin ve Kürdistan'm haklarını savunmak için Kürt aşiretleri ileri gelenlerinden yetki aldığını, bu nedenle Dersim ve Koçgirifnin de kendisini desteklemesi gerektiğini" iddia ederek, Alişan Bey'den bu durumu sağlamasını rica eder.(13)* (Tırnak içindeki alıntılar: Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim).           ' «

Bu görüşmeden sonra Alişan Koçgiri'ye döner.

(13) * Kurtuluş savaşında Türk ve Kürt halklarının omuz omuza direndikleri savı yaygındır. Ama, savaş öncesi, sırası ve sonrasında, Kürt halkının temsilcilerinin yönetimden tedricen uzaklaştırılması somut bir gerçektir. Lozan'da, İnönü , her ne kadar MKürt kardeşlerinden" sözediyorsa da Kemalizm'in dayanağını teşkil edecek olan Türk milliyetçiliğinin yönetimde egemenliği şartsız-tercihsiz sağlanmıştır. Koçgiri olayının sürecinde bu eylemin ilk nüvelerinin ipuçlarını bulmak mümkündür. Mustafa Kemal , Nutuk'ta şunları yazıyor:

"Sivas Kongresi'nin ikinci günü yani 6 Eylül tarihinde Bedirhani ailesinden Celadet ve Kamuran ile Diyarbekir'H Cemil Paşazade Ekrem namlarında üç şahsın refaketlerinde vakti ile Diyarbekir vilayetinde aleyhimizde propaganda yapan (bu propagandanın Kuvayı Milliye'ye mi, yoksa Osmanlı yönetimine mi karşı olduğu belirlenmiyor. Osmanlı yönetimine karşı olması gerekir.) bir ecnebi zabit bulunduğu halde silahlı Kürtler muhafazası altında olarak Elbistan ve Arga üzerinden Malatya'ya geldiklerini ve Mutasarrıf, Be- lediye Reisleri tarafından istikbal edildiklerini anlatarak '15. Kolordu Komu-. tanı Kâzım Karabekir Paşa'nın 3. Kolordu komutanlığına, buna dair gönderdiği 6 Eylül 1919 tarih ve 529 numaralı şifresinde verilen malûmatta: Ecnebi zabitinin Türk-Kürt ve Ermeni nüfusunu tetkik etmek üzere hükümet-i merkeziyyenin müsaadesi ile dolaştıklarını ' söyledikleri;1 Malatya'da bulunan Süvari Alayı mevcudu az olduğundan bunları tevkife cesaret edilememiş" a.g.e., s.118

Noel'in Paris Sulh Kongresi'nden görevli olarak geldiği ve görüşmelere esas olmak üzere bölgedeki nüfusun tesbitini yapacağı iddiası vardır. Mustafa Kemal bu incelemeye şiddetle karşı çıkmıştır. Silahhmüdahale sonucu Noel, bu görevini yarıda bırakarak kaçmak zorundu kalır. Noel olayındaki yazışmalarda Mustafa Kemal'in olduğu kadar tarihçilerin de tavrı sık sık birbiriyle çelişmektedir.

Önce olay, Kürt Teali Cemiyeti tarafından düzenlenmiş gösterilir. Oysa gerek Bedirhan'lar ve gerekse Cemil Paşazadeler Kürt Teali Cemiyeti Başkam Seyit Abdülkadir'in Osmanlı hükümranlığına hizmet eden politikası sonucu örgütten ayrılarak "Teşkilat-ı İçtimaiyye" adı altında ayrı bir örgüt

52

Mustafa Kemal, ön çalışmalarını Ankarada bir "Heyet-i Temsiliye" toplamakla geliştirirken, Koçgiride de milli bir hareket için gerekli örgütlenmeler devam etmektedir. Ankara, Koçgiri ve Dersim ileri gelenlerinin meclise girmeleri taraftarıdır. Bu nedenle Alişan Bey'in de gelmesi istenir. Ancak, Alişan bu isteği reddeder. Meço Ağa, Diyap Ağa, Mustafa Bey, Ahmet Ramiz, Hasan Hayri ilk Dersim mebusları olarak Ankara'ya giderler.

Meclise katılmayan Dersim ve Koçgiri "Aşair Rüesası", Ankara hükümetinin Kürdistan'ı muhtar idare olarak re'sen tanımalarını ancak bu şartla meclisi destekleyeceklerini bildirirler. Oysa aynı günlerde 72 Kürt mebus Ankara Hükümeti ile beraber olduklarını İtilaf Devletleri'ne bildirmişlerdi (13)**

kurmuşlardır. Öte yandan, hem Kürtleri kabul ve Kürdistan'ı tasvip eden görüş, hem de bunu şiddetle reddeden bir pojitika vardır. Sözgelimi Mustafa Kemal,

"Yalnız Kürt, yalnız Türk, yalnız Çerkez, Laz olmayıp; hepsinden mürekkep anasır-ı Islâmiye olan samimi mecmuayı muhafaza ve müdafaa" etmek aerek-tiği kanısındadır. (1920)          .                             .

Öte yandan:

"Maazallah İslâm kanı akıtılması ve günahsız, zavallı Kürt kardeşlerimizden birçoğunun OsmanJı askerleri tarafından öldürülmesi gibi dünya ve ahiretle pek elim bir sonucu" engellemek istemektedir.

"Din, namus sahibi büyükler yaşadıkça, Türk ve Kürt'ün birbirlerinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşamakta devam edeceöi ve hilafet etrafında sarsılmaz bir vücut halinde kalacağı şüphesizdir. CenaVı Hâk mesaimizi meşkur eylesin" (15 Eylül 1919/ Malatya Mutasarrıfı Aracılığı ile Hacı Kaya ve Ş>atzade Mustafa'ya çekilen, Mustafa Kemal'in telgraflarından) demektedir.

Oysa Mustafa Kemal, 10 Eylül 1919'da da :

"Elazığ'da görevli süvari birliği komutanı llyas Bey'e, 'Kürtçülük cereyanına asla zemin bırakılmaması' konusunda" kesin emir vermektedir. Nutuk,

(13)** Hasan Hayri, bu 72 mebus arasında, en ateşli olanıdır. Görüşmeler sırasında  Kürtler ile Türklerinıkardeş olduklarını ve hiçbir surette bu iki kardeş

53

 72  mebusun  tavrı,  Dersim-Koçgiri'de  olumsuz

İ/'e bîmuhtıra ile ^ **^^t*S veti aracılığı ile başvuran deri gelenler, 72 meŞusun tavırlarının Kürdistan'ı bağlamadığım ve genel bir .eğilimin ifadesi olmadığını bildiriler. (14)

Bu yazışmaların tarihi yanı, art*Lİntıpara^ı* m«*wd Hp irtibatlarin kesilerek, Ankara Hukumetm'nın muhatap ahnmtfmn başlangıç, hesabıyla, önemlidir. Bundan ote artık irtibat Ankara ile devam edecektir.

istemiştir. Şeyh Sait olayında İstiklâl\ Hasan Hayri'ye soruluları sorulardan bin riyle geldiği" üzerinedir.

Nuri Dersimi /a.g.e.,s, 125                                 _

çeîTşklolarakd^eriendirilmelidir. (Bkz. VIII. Bölüm, S. 51)

54

GİNYAN AŞİRETİ REİSİ MCIRAT PAŞA'NIN İHANETİ

IX

Uzun tarihi süreç içinde (gönümüzde Irak Kürdistan'ı olarak tanımlanan Güney Kürdistan'da da açık bir biçimde devam ettiği üzere) Kürdistan milli direnme hareketlerinin en belirgin özelliklerinden biri aşiretler arası gerginliklerin, çekememezliklerin ve ilkel düşmanlıkların sık sık ihanetlerle sonuçlanmasıdır. Egemen merkezi otoriteler bu durumu her dönemde ustalıkla kullanılmasını bilmişlerdir. Aşiretler arası güncel uzlaşmazlıkları kışkırtmak, hatta, bu durumu yaratmak için gerekli her türlü tertip, hile v.s. muzırlıklara başvurulmuştur. Zayıf karakterli ve kabile ahlâkının dar görüşlülüğünden kurtulamayan fanatik aşiret reisleri de bu tuzaklara büyük bir gafletle düşmekten geri durmamışlardır.

Koçgiri olayında da, bu durumun çok ilginç bir örneğini, Ginyan Aşireti Reisi Murat Paşa olayında görüyoruz.

Önceleri Osmanlılar tarafından, daha sonra ise Ankara'ya bağlı yerel ünitelerin kışkırtmaları ile Murat Paşa, Koç-

55

 

giri olayında bir muhbir ve kundakçı olarak sahneye çıkarılır. Murat Paşa'nın muhbirliğini kanıtlayan olay şudur:

"Zara mutasarrıfı" (il ve ilçe arasında görevli) Baytar Muri.ile yaptığı bir görüşmede; "bölgede yapılan çalışmaların, Mustafa Kemal başkanlığındaki *Heyet-i Temsiliye'nin görüşleri ile bağdaşmadığını, bu durumun 'Kürt Teali Cemiyeti1 içinde çalışan Murat Paşa tarafından bizzat kendisine iletildiğini" söylemesi ile ortaya çıkar. (Bu olaydan sonra Murat Paşa çalışmaların dışında tutulmuşsa da, hareket içinde bir o yanda bir bu yanda çeşitli cambazlıkların içinde tekrar göreceğiz).                            *

X

Koçgiri olayının ilk ciddi hazırlık toplantısı; Kangal ilçesinin Yellice nahiyesine bağlı Hüseyin Abdal Tekkesi'nde yapıİan toplantıdır. Bu toplantıda ilk ciddi karar alınmıştır. Bu karara göre: "Kürdistan sonuna kadar savunulacaktır."

Hüseyin Abdal Tekkesi'nde yapılan toplantıya büyük aşiretlerden Canbegan ve Kurmeşan aşiretleri ile sair küçük aşiretler, kabileler katılmışlardır.

Bölgede milli tansiyonu yükselten bir diğer olay da, Batı Dersim'de düzenli kuvvetlerin hazırlandığı ve Doğu Dersim'in de düzenli kuvvetler hazırlamak için çalışmalar yaptığı haberleridir. Öte yandan Kürt Teali Cemiyeti'nin Elazığ'da kurulması da olumlu etkileri olan bir diğer olaydır.

56

KOÇGİRİ'DE PATLAYAN İlk OLAY

XI

Mısto adındaki bir aşiret reisinin komutasındaki bazı birlikler Zara'nın  Çulfa  Ali  Karakoiu'hu  basarlar  (Temmuz

Baskınlar zincirleme olarak artar' ve Sivas-Erzincan arasında Kangal-Zara ve çevresinin denetimi aşiret birliklerinin eline geçer.

Eski jandarma komutanı ve Refahiye'ye bağlı Şadan Aşireti Reisi Paso, Kuruçay'a sevkedilmekte olan cephaneyi götüren müfrezeye saldırarak cephaneye el koyar ve müfrezeyi esir alır (Ağustos 1920) ve Refahiye'yi işgal ederek fiilen yönetime el koyarak, hükümet konağına Kürdistan bayrağını çeker.

57

 

Bu fiili durum Sivas'taki yetkilileri ürkütmüştür. Olayın yatışması için Koçgiri aşiret reislerinden Haydar (Alişan'ın kardeşi) Ümraniye'ye yetkili olarak tayin edilir.

XII.

1920 yılı henüz Ankara Hükümeti'nin doğuda bütün çizgileri ile belirdiği ya da etkin olduğu yıl değildir. Genellikle Osmanlılardan miras kalan düzen yürürlüktedir ve halifeye bağlı alaylar halen Müslüman-Hıristiyan çelişkisi ile şartlıdırlar. Savaş, hilafeti koruma amacındadır. Ne var ki, Koçgiri'de patlayan olayların milli gerilimi, sair aşiretleri yeteri kadar etkilememektedir. Buna rağmen, Koçgiri'deki silahlı hareketin, Kürdistan'ın diğer bölgelerine yayılmasını önlemek amacı ile çeşitli heyetler Ankara'mı! isteği üzerine Kürdistan'ı dolaşmaya başlarlar. (20 Ekim 1920)

Koçgiri hareketi ise genişlemektedir. Giresunfdan Eğin'e gelmekte olan birliğe saldırılır ve cephane ile diğer mühimmat ele geçirilir.

58

HOZAT TOPLANTISI

XIII.

Alişan Bey beraberindeki yüze yakın askeri bir birlikle beraber Kuruçay-Kemah üzerinden Ovacık'a geçer/Ovacık, Millici unsurların Merkezlerinden biridir ve Alişan burada saygıyla karşılanır.

Alişan bazı aşiret reislerini de alarak Hozat bölgesine geçer ve Hozat'ta geleneklere uyarak kutsal sayılan bir yemin töreninden sonra, "mücadelenin sonuna kadar desteklenmesi " kararı alınır. Bu yemin törenine Seyit Rıza katılmaz. Çünkü, Seyit Rıza'nın Hozat aşiretlerine güveni yoktur.

59

 

Hozat  toplantısından  sonra  Ankara  Hükümeti'ne aşağıda özet olarak yazılan muhtıra gönderilir:

1 - Kürdistan Muhtariyet İdaresi'ne muvafakat eden İstanbul Saltanat Hükümetinin bu baptaki kararını Mustafa Kemal Hükümeti'nin de kabul etmediğinin açıklanması;

2- Kürdistan Muhtariyet İdaresi hakkında Mustafa Kemal Hükümetinin görüş noktasının ne olduğu hususunda aşair rüyesasına acele cevap verilmesi;

3- Elazığ, Malatya, Sivas ve Erzincan mıntıkaları hapishanelerinde tutuklu bulunan bütün Kürtlerin derhal serbest bırakılması;

4- Kürt çoğunluğu bulunan mıntıkalardan Türk memurların çekilmesi;

5- Koçgiri mıntıkasına gönderildiği haber alınan müfrezelerin; derhal geri çekilmesi (15 Kasım 1336 t1920!).(i5)

Baytar Nuri'nin babası İbrahim Ağa tarafından kaleme alınan bu muhtıra Abbasan Aşireti reisi Meço Ağa tarafından Dersim Mutasarrıfı Rıza Bey'e verilir.(i6)

Mutasarrıf Rıza, aynı gece Defsim'i terkederek Elazığ'a geçer, Elazığ'dan resmi kanallarla durum Ankara1 ya bildirilir.

Ankara durumu vahim olarak nitelendirmektedir.

(15) Baytar Nuri'nin adı geçen kitabında (s.129) zikredilen muhtıra öz olarak günümüzde de aktüalitesini sürdürmektedir. Gerek Kürdistan Demokrat Partisi'nin Irak iktidarlarına sunduğu Memorandum (1963) ve istemler ve gerekse sosyalist Kürtlerin asgari programlarında bu demokratik öz kalın bir çizgi olarak tekrarlanmaktadır. Bu öz "Kürdistan'a özerklik" sloganında belirleniyor.

(16) Nuri Dersimî/a.g.e.,s. 129,

60

Elazığ'dan Dersim'e, Ankara'nın isteği üzerine bir "nasihat heyeü"(i7) gönderilir. Heyet, isteklerini kabul edileceğini, bu nedenle aşiretlerin itidali muhafaza etmelerini ister. Ancak, heyetin tavrı, aşiret reislerini inandırıcı değildir. Elazığ vilayeti aracılığı ile Ankara Hükümeti'ne şu telgraf çekilir:

"Elazığ vilayeti vasıtasıyla

Ankara Büyük Millet Meclisi Riyaseti'ne,  Sevr Muahedesi mucibince Diyarbekir, Elaziz, Van ve Bitlis vilayetlerinde müstakil bir Kürdistan teşekkül etmesi lâzım geliyor. Binaenaleyh bu teşkil edilmelidir. Aksi takdirde bu hakkı silah  kuvvetiyle almaya mecbur kalacağımızı beyan eyleriz.

25 Teşrinisani 1336 25 Aralık 1920

Garbi Dersim Aşair Rüeasası "Batı Dersim Aşiret Reisleri"(;s;

Bu telgraf yazılı olarak cevaplandırılmaz. Ancak hükümetin durumu görüştüğü bildirilir. Ne var ki, bu sıralar Sivas'a askeri yığınak yapılması hükümetin bu konuda almış olduğu kararın ne olduğu konusunda yeteri kadar açık bir bilgi vermektedir.

Koçgiri hareketi geri dönülmez bir biçimde olgunlaşmıştır. Malatya'nın Arapgir Kazası'na bağlı Drejan ve

(17) Daha sonra bu tip heyetlerin sık sık Dersim ve Kocgiri'yi ziyaret ettikleri ni göreceğiz.

(18) Nuri Dersimia.g.e.,s. 129.

61

Atma aşiretleri ile, Divriğifden Parçıkan Aşireti/de harekete katılacaklarını bildirirler.

Bölge kışa girmiştir. Dersim kar altında olduğundan bu mevsimde yardım gönderemez. DersimTıler Koçgiri hareketinin ilkbaharda başlamasını uygun görmektedirler. Koçgiri liderleri de bu düşüncededirler.

Bu tasarılara göre Dersim, istiklâlini ilân edecektir. Hozat'a Kürdistan bayrağı çekilecek ve hareket Elazığ-Erzincan ve Malatya'dan Sivas'a doğru genişleyecektir.

Ankara'nın emrivakiyi kabul edeceği hesaplanmaktadır. Hareketin başarısından sonra da bütün Kürdistan'ın desteğinin sağlanacağı umulmaktadır.(i9)

XV.

Ankara, hareketin olgunlaştığını ve önüne geçilmesinin hemen hemen mümkün olamayacağını bilmektedir. Bu nedenle Koçgiri çevresine "mahalli asayişi" temin etmek için askeri birlikler göndermektedir. Ankara'nın hedefi Koçgiri'yi izole etmek ve dışarıdan gelecek yardımların Koçgiri'ye girmesini önlemektir.

(19) "Programımız şu idi:

İlk önce Dersim'de Kürdistan istiklâli ilan edilecek, Hozat'a Kürdistan bayrağı çekilecek, Kürt milli kuvveti Erzincan, Elaziz, Malatya istikametinden Sivas'a doğru hareket ederek Ankara Hükümeti'nden resmen Kürdistan istiklâlini tanımasını isteyecekti. Türkler, bu isteği kabul edeceklerdi. Çünkü, isteğimiz silah kuvvetiyle desteklenmiş olacaktı.

İlk adımı başarıyla attıktan sonra bütün Kürdistan'ın bizimle işbirliği yapacağına şüphe yoktu. Çünkü milli kurtuluş ve ecnebi boyunduruğunu kırıp atmak milli vakan olan her Kürd'ün emeli idi" Nuri Dersimi,a.g.e,s. 130.

62

Kurdıstan'm her tarafından da hükümete temsilciler gönderildiği, meclisin Kürtler'i de temsil ettiği ve Kürdistan'm haklarını savunacağı" geniş bir propaganda kampanyası içinde yaygınlaştırılmaktadır. Gerçekten de Meço Ağa, Elazıö vahşinin, bizzat Pertek'e gelerek Mustafa Kemal adına; "Esasen^ Kürtlerin isteklerinin kabul edilmesinin mahzurlu görülmediğini anlatması ve ikna etmesi üzerine Elazığ'a oradan da Ankara'ya gidecektir. Meço Ağa'yı Diyap Ağa da

 ^kara™flik şubesi başkanlarından Dersimi Mustafa (£3 nisan 1920) Dersim'in Karabal aşiretinden olup Sivas'ın Nazmiye ilçesi'ne yerleşen Kolağasılıktan emekli Kango oâiu

,™miz (4 Aâ"stos 1920) binbaşı Hasan Hayri (1 Haziran 1920), Dersim mebusları olarak Meclis-i Mebusanfa qire-ceklerdir.                                    .

Dersim ve çevresi her ne kadar bu olaylar ile sık sık hükümet tarafına geçirilmek istenirse de, bağımsızlığını korumaktadır ve Seyit Rıza tartışılmaz tek liderdir. Ayrıca, Seyit Rıza nm karargahı Ağdat'ta, Kürdistan bayrağı dalgalanmak-tadır.

. ... Pers[rr\ mebusları, Seyit Rıza'ya meclise girmelerinin ve hükümeti desteklemelerinin asıl amacının "Kürdistan'ın haklarını hükümete kabul ettirmek" olduğunu ısrarla savunmuşlardır Seyit Rıza bunlara inanmışmıdır? Bilinmiyor Ancak olayların gelişimi, Seyit Rıza'nın bu propagandalara pek itibar etmediği yolundadır.

Ankara, Alişan'ın da meclise girmesini ister (Yukarıda sozunu etmiştik). Alişan'ın ya Sivas mebusu olarak meclise girmesi ya da Sivas'ta yüksek bir görevde çalışmak üzere Dersim i terketmesini isterler. Ayrıca, Dersim'e bir Kürt mutasarrıf atanacağı da verilen sözler arasındadır. Ne var ki Alışan bu teklifleri kabul etmez ve sağlık durumunun bû mevsimde (kış) Dersim'den ayrılmaya elverişli olmadığını bildirerek reddeder.

Olayların siyaseti, Seyit Rıza ile birlikte bir kısım aşiret reislerini öfkelendirmiştir. Seyit Rıza beraberinde büyük bir silahlı kuvvetle Ağdat'tan Dersim'e iner.

63

 

Meclis Riyaseti-ne çektiği bir telgrafta:

"..;. meclisteki mebusların Dersim'i temsil hakkına sahip olmadıklarım, Dersim'in müstakil bir idare istediğini, ancak bu millî talebin Ankara Hükümeti tarafından kabul ve resmen ilânından sonra Kürdistan'ın bir konfederasyon şeklinde hükümetle işbirliği yapabileceğini" bildirin (20)

BAYTAR NURİ'NİN TUTUKLANMASI

XVI.

(20) NuriDersimi, a.g.e. 5.133

64

Koçgirifde gerek askeri, gerekse siyasi gelişmelerin çelikleştiği iki odak vardır. Bunlardan biri Baytar Nuri'nin faaliyetlerinde, biri de Dersim'H Alişer'in çevresinde oluşmaktadır. Mahalli istihbaratın bu tesbitinden sonra, (Alişer'in Dersim'de olması nedeniyle) Baytar Nuri'nin tutuklanması için bahane arayan Sivas, bu bahaneyi bulmuştur. "Kürt Teali Cemiyetinin direktifi ile Balya Madeni'nde çalışan 1200 Kürt ameleyi silahlandırdığı, Sivas-Dersim arasında Kürdistan'ın istiklâli için bazı çalışmalar yaptığı ve Kuvay-ı Milliye aleyhinde bulunan hain bir Kürt olduğu İstanbul'dan istihbar edilmiştir. Bu istihbaratı değerlendiren Mustafa Kemâl, Sivas valisi Reşit Paşa1 ya derhal Baytar Nuri'nin "idari tahkikata" tabi tutulmasını emreder. Reşit Paşa, durumu Divriği yetkililerine iletir. Ancak Baytar Nuri resmi görevinden ayrılarak, çalışmalarına açıkça devam edecektir.

Ne varki, olaylar Baytar Nuri'nin aleyhine gelişir:

"Sivas-Kangal-Divriği postası Duruca dağlarında Can-began Aşireti tarafın4an müsadere edilmiş ve posta müdürü Ayanoğlu Mustafâ öldürülmüştür." (20 Aralık 1920)   ,

65

Fnsat kollayan Divriği Kaymakamı, daym düzenleyicisi olduğu iddiasıyla Baytar Nuri'yi tutuklattırır.

XVII.

Dersim, bu tutuklamaya müdahale eder. Seyit Rıza, bizzat Mustafâ Kemal'den Baytar Nuri'nin tutukluluk halımn-kaldırılmasını ist